Göz Kapağı Estetiğinde Doku Koruyucu Teknikler Öne Çıkıyor

Göz Kapağı Estetiğinde Doku Koruyucu Teknikler Öne Çıkıyor - RayHaber
Göz Kapağı Estetiğinde Doku Koruyucu Teknikler Öne Çıkıyor - RayHaber

Estetik Plastik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Karacalar, göz kapağı estetiği (blefaroplasti) ameliyatlarında değişen cerrahi yaklaşımları değerlendirdi. Eski yöntemlerdeki “fazla dokuyu çıkarma” mantığının yerini, göz çevresinin estetik dengesini sağlayan “hacim koruyucu” tekniklerin aldığını belirtti.

Yüz gençleştirme operasyonlarının başında gelen göz kapağı estetiğinde trendler değişiyor. Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Ahmet Karacalar, doku koruyucu yöntemlerin önemine dikkat çekerek şu bilgileri paylaştı:

“Yağ Yastıkçıkları Alınmıyor, Yeniden Konumlandırılıyor”

Geleneksel yaklaşımlar ile güncel teknikler arasındaki farkı anlatan Prof. Dr. Ahmet Karacalar, “Geleneksel yaklaşımlarda deri, kas ve yağ gibi fazla dokunun çıkarılmasına odaklanılırken, yeni trendlerde hacim koruyucu teknikler tercih ediliyor. Özellikle yağ yastıkçıklarının tamamen alınması yerine yeniden konumlandırılması, daha dinamik ve genç bir ifade sağlıyor” dedi.

“Amaç Sadece Fazla Deriyi Almak Değil”

Operasyonun temel felsefesindeki değişimi vurgulayan Karacalar, “Amaç artık sadece fazla deriyi almak değil; göz çevresinin bütüncül estetik dengesini korumak olmalı” ifadelerini kullandı.

Aşırı Boşaltılmış Göz Görünümüne Son

Göz çevresindeki çökük görünüm riskini ortadan kaldıran yeni nesil teknikleri değerlendiren Prof. Dr. Karacalar, sözlerini şöyle tamamladı:

“Blefaroplastide öne çıkan en önemli yeniliklerden biri, yağ volümünü koruyucu yaklaşımlar ve yağ yeniden dağıtımı teknikleridir. Hacim kaybı olan alanlara kontrollü şekilde yayılarak yağ torbaları yeniden konumlandırılıyor. Yağ dokusunun korunması, uzun vadede daha genç ve canlı bir görünüm elde edilmesine katkı sunarken, aşırı boşaltılmış göz görünümünün de önüne geçmektedir.”

Her Egzersiz Herkes İçin Uygun Değil - RayHaber
SAĞLIK

Her Egzersiz Herkes İçin Uygun Değil

Prof. Dr. Deniz Demirci, 8 Eylül Dünya Fizyoterapi Günü dolayısıyla fizyoterapinin koruyucu sağlık hizmetlerinden sağlıklı yaşlanmaya, nörolojik hastalıklardan teknolojik rehabilitasyon uygulamalarına kadar genişleyen rolünü değerlendirdi.

🚆