Uzun yıllardır atıl durumda bulunan ve kamuoyunda “NATO Limanı” olarak bilinen Tekirdağ Çeşmeli Limanı, Türkiye’nin yeni nesil lojistik merkezlerinden biri olmaya hazırlanıyor. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından düzenlenen ihaleyi kazanan ve Cumhurbaşkanı onayının ardından sözleşme aşamasına gelen DBH Group, liman için devasa bir bütçe ayırdı.
Şirket; 600 milyon dolarlık doğrudan altyapı ve üstyapı yatırımının yanı sıra 45 yıllık işletme süresince devlete ödenecek bedellerle birlikte toplamda 1 milyar doları aşan bir ekonomik projeyi hayata geçirecek. İhale şartnamesi gereği, yıllık 4,3 milyon dolar işletme hakkı bedeli ödeyecek olan grup, 45 yılın sonunda tüm tesisleri çalışır vaziyette bedelsiz olarak kamuya devredecek.
2002’den Beri Bekleyen Stratejik Nokta Ekonomiye Kazandırılıyor
Marmara Denizi’nin en kritik lojistik koridorlarından birinde yer alan Çeşmeli Limanı’nın yapımına ilk olarak 2002 yılında başlanmış ancak proje yarım kalarak kaderine terk edilmişti. Yaklaşık 1,47 milyon metrekarelik devasa bir proje alanına sahip olan liman, Marmara Bölgesi’ndeki sanayi ve ticaret yükünü hafifletmek adına stratejik bir konuma sahip.
Yatırımın bölgeye ve dış ticarete sağlayacağı temel avantajlar şu şekildedir: Tekirdağ ve çevre illerin ihracat kapasitesi güçlendirilecek, transit ticaret hacmi yukarı taşınacak. Hem inşaat hem de işletme döneminde binlerce kişiye iş imkanı sağlanarak bölgesel kalkınma tetiklenecek. Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasındaki doğal lojistik köprü konumu pekiştirilecek.
‘Akıllı’ ve ‘Yeşil’ Liman Konsepti
DBH Group’tan yapılan açıklamaya göre, Çeşmeli Limanı geleneksel bir liman yapısının çok ötesinde, en son teknolojilerle donatılacak. Proje kapsamında tesisin yönetim süreçleri yapay zekâ destekli operasyon sistemlerine emanet edilecek. Dijital altyapı sayesinde tüm operasyonel adımlar gerçek zamanlı olarak izlenip optimize edilecek.
Çevresel sürdürülebilirliği merkeze alan proje, tamamen elektrikli liman ekipmanları ve karbon ayak izini minimuma indiren çevre dostu teknolojilerle desteklenecek. Bu sayede tesisin uluslararası standartlarda bir “Yeşil Liman” (Green Port) tescili alarak küresel tedarik zincirlerinin ilk tercihlerinden biri olması hedefleniyor.