Akıllı ve sürdürülebilir mobilite çözümleri geliştiren Alstom, Fransa’daki faaliyetlerinin ekonomik, sosyal ve çevresel etkilerini ortaya koyan 2025/2026 Fransa Etki Raporu’nu yayımladı. Raporda şirketin istihdamdan tedarik zincirine, çevresel dönüşümden teknik becerilerin geliştirilmesine ve yerel topluluklara kadar uzanan etkisi değerlendirildi.
Alstom Fransa, Belçika ve Lüksemburg Başkanı Frédéric Wiscart, ulaşımın karbonsuzlaştırılmasının yalnızca demiryolu kapasitesinin artırılmasıyla sınırlı olmadığını belirterek, sürdürülebilir çözümleri tasarlayan, yerel olarak üreten, uzun vadeli bakımını gerçekleştiren ve değer zincirini yöneten güçlü bir sanayi yapısına ihtiyaç bulunduğunu ifade etti.
Alstom 36 Bin İş İmkânını Destekliyor
Alstom’un Fransa’daki sosyo-ekonomik etkisine ilişkin veriler, şirket faaliyetlerinin geniş bir endüstriyel ekosistemi desteklediğini gösteriyor. Grup, Fransa’da 9 bölgede toplam 14 lokasyonda faaliyet gösterirken çalışanlar, tedarikçiler, akademik kuruluşlar, yerel yönetimler ve topluluklarla birlikte hareket ediyor.
Raporda kullanılan sosyo-ekonomik değerlendirme metodolojisine göre Alstom’un faaliyetleri Fransa’da 36 binden fazla işi destekliyor. Bu istihdamın 14 binden fazlası doğrudan, 16 bini dolaylı, yaklaşık 6 bini ise dolaylı olarak yaratılan işlerden oluşuyor.
Şirketin faaliyetleri sonucunda ölçülen ekonomik değer ise 2,39 milyar euro olarak hesaplandı. Söz konusu hesaplamada gizlilik gerekçeleri nedeniyle GSYİH’ye doğrudan katkı kapsam dışında bırakıldı.
Demiryolu Karbonsuzlaşmada Öne Çıkıyor
Alstom’un raporunda Fransa’daki ulaşım sektörünün çevresel etkisine de dikkat çekiliyor. Ulaşım, ülkedeki CO2 emisyonlarının yüzde 34’ünden sorumlu olurken, demiryolunun toplam CO2 emisyonlarındaki payı yüzde 0,3 seviyesinde bulunuyor.
Bu tablo doğrultusunda demiryolu, yüksek taşıma kapasitesi, enerji verimliliği ve emisyonların azaltılması açısından sürdürülebilir ulaşım sisteminin önemli unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.
Alstom, demiryolu taşımacılığının çevresel etkisini azaltmak amacıyla iki temel alana odaklanıyor. Bunlardan ilki şirketin kendi faaliyetlerinden kaynaklanan çevresel etkinin azaltılması, ikincisi ise trenlerin tüm yaşam döngüsü boyunca daha düşük enerji tüketmesini sağlayacak çözümlerin geliştirilmesi.
Kapsam 3 Emisyonları Karbon Ayak İzinde Belirleyici
Alstom’un Fransa’daki 2025-2026 karbon ayak izinin yüzde 99’unu Kapsam 3 emisyonları oluşturuyor. Bu emisyonlar ağırlıklı olarak tedarik süreçleri, lojistik faaliyetler ve satılan ürünlerin kullanımından kaynaklanıyor.
Şirketin Fransa’daki endüstriyel tesislerinde ise artık yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanılıyor. Doğrudan emisyonlarla enerji kaynaklı emisyonları kapsayan Kapsam 1 ve Kapsam 2’nin toplam karbon ayak izindeki payı yüzde 1 seviyesinde.
Bu iki kapsamda oluşan emisyonlar dört yıl içerisinde yüzde 26 azaltıldı. Alstom’un hedefi, 2030 yılına kadar Kapsam 1 ve 2 emisyonlarını 2021 seviyesine göre yüzde 40 daha aşağı çekmek.
Eko-Tasarım Trenlerin Yaşam Döngüsüne Odaklanıyor
Raporda demiryolu sektörünün çevresel dönüşümünde eko-tasarım yaklaşımının önemine de ayrı bir bölüm ayrıldı. Trenlerin 30 ila 40 yıl gibi uzun süreler hizmet vermesi, çevresel performansın yalnızca üretim aşamasında değil, bütün yaşam döngüsü boyunca ele alınmasını gerektiriyor.
Enerji tüketimi, bakım, onarılabilirlik, modernizasyon ve kullanım ömrünün sonunda ortaya çıkan malzemelerin yönetimi gibi konuların tasarım aşamasında dikkate alınması, trenlerin toplam çevresel etkisini belirleyen unsurlar arasında bulunuyor.
SNCF iş birliğiyle geliştirilen TGV M, Alstom’un eko-tasarım yaklaşımına örnek olarak gösteriliyor. Proje Fransa’daki 11 Alstom tesisini kapsarken, tasarım çalışmalarına ülkede yaklaşık 4 bin çalışan katkı sağladı.
TGV M’nin içeriğinde yüzde 25 oranında geri dönüştürülmüş malzeme bulunuyor ve trenin yüzde 92 oranında geri dönüştürülebilir olması hedefleniyor. Yeni nesil trenin, önceki nesle kıyasla enerji tüketimini yüzde 20 azaltması öngörülüyor. Aynı zamanda tren uzunluğu değiştirilmeden yüzde 20 daha fazla yolcu taşıyabilmesi amaçlanıyor.
Alstom, Fransa’da geliştirdiği yeni çözümlerin tamamının eko-tasarım ilkelerine uygun şekilde üretilmesini hedefliyor.
Tedariklerin Yüzde 70’i Fransa’dan
Raporda Alstom’un Fransa’daki yerel tedarik zincirine katkısı da öne çıkarıldı. 2025/2026 döneminde şirketin Fransa’daki satın alımlarının yüzde 70’i Fransız tedarikçilerden gerçekleştirildi.
Satın almalar, Alstom’un Fransa’daki işletme maliyetlerinin yaklaşık yüzde 60’ını oluşturuyor. Bu nedenle tedarik zinciri yalnızca ekonomik faaliyet açısından değil, sanayi ve bölgesel kalkınmanın yanı sıra çevresel dönüşüm açısından da önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Şirket, faaliyet gösterdiği farklı sanayi bölgelerinde demiryolu sektörünün ihtiyaçlarına yönelik eğitim programları da yürütüyor.
Bölgesel Eğitim Programlarıyla Beceri Geliştiriliyor
Le Creusot’da şirket bünyesinde oluşturulan kaynak ve montaj okulları, kritik teknik becerilerin geliştirilmesine ve gelecekteki iş gücü ihtiyacının karşılanmasına yönelik çalışmalar yürütüyor.
Belfort’taki üretim okulu gençlere metal işleme ve araç gövdesi montajı alanlarında eğitim verirken, La Rochelle’deki SupFerro projesi geleceğin demiryolu sektöründe ihtiyaç duyulacak yetkinliklerin geliştirilmesini amaçlıyor.
Alstom ayrıca demiryolu sektöründeki kadın istihdamının artırılmasını da önemli bir hedef olarak ortaya koyuyor. Fransa’daki Alstom çalışanlarının yüzde 21,2’sini kadınlar oluştururken, yönetim kadrolarındaki kadınların oranı yüzde 26 seviyesinde bulunuyor.
Şirket, bu oranları 2030 yılına kadar yüzde 30’a çıkarmayı hedefliyor. Bu doğrultuda işe alım süreçlerinin yanı sıra mentorluk programları, okullarla yapılan iş birlikleri ve genç kızların bilim ve teknoloji alanlarındaki kariyer seçeneklerine yönelik farkındalık çalışmaları yürütülüyor.