Küresel piyasalar haftanın son işlem gününe petrol fiyatlarının yeniden 100 doların üzerinde seyretmesi ve ABD tahvil faizlerindeki hızlı yükselişin gölgesinde giriyor. Her iki gelişme de enflasyon endişelerini güçlendirirken, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) ekim ayında yeniden faiz artırabileceğine ilişkin beklentileri destekliyor.
Wall Street’te endeksler perşembe gününü sınırlı hareketlerle tamamlarken, Asya-Pasifik piyasalarında cuma sabahı farklı yönlerde hareketler görüldü.
ABD Tahvil Faizleri 20 Yılı Aşan Zirvelerde
Küresel piyasalardaki baskının önemli bölümünü tahvil piyasasındaki satışlar oluşturuyor.
ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi iki işlem gününde yaklaşık 20 baz puan yükseldikten sonra cuma sabahı yüzde 5,19 civarında işlem gördü. Getiri hafta içerisinde yüzde 5,2251 seviyesine çıkarak 2007’den bu yana en yüksek düzeyini test etti.
30 yıllık ABD tahvilinin getirisi de yüzde 5,5016’ya kadar yükseldi. Böylece uzun vadeli tahvil faizi 2004’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı.
Tahvil getirilerindeki yükseliş, borçlanma maliyetleri üzerinden şirketleri de etkiliyor. Özellikle yüksek değerlemelere sahip teknoloji ve büyüme şirketlerinin hisseleri, artan faiz ortamında daha fazla baskı altında kalıyor.
Fed’in Ekim Kararı İçin Faiz Artışı İhtimali Güçlendi
Tahvil piyasasındaki satışların arkasındaki önemli unsurlardan biri Fed politikalarına ilişkin beklentilerdeki değişim oldu.
Vadeli piyasalarda Fed’in ekim toplantısında faiz artırabileceğine ilişkin fiyatlama yüzde 70’in üzerine çıktı. Bu oran haftanın başında yaklaşık yüzde 53 düzeyindeydi.
Petrol fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra ABD ekonomisinden gelen güçlü veriler, enflasyonun beklenenden daha uzun süre yüksek kalabileceği endişelerini artırıyor.
Böylece piyasalardaki tartışma, faizlerin ne kadar süre yüksek tutulacağı sorusunun yanında Fed’in yeni bir faiz artırımına gidip gitmeyeceği konusuna da kaymış durumda.
Wall Street’te Endeksler Yatay Seyretti
ABD borsalarında perşembe günü yüksek tahvil faizleri ve petrol fiyatlarının etkisi hissedildi.
Dow Jones Sanayi Endeksi yüzde 0,3 düşüşle yaklaşık 51 bin 350 puandan günü tamamladı. Endeks böylece üst üste üçüncü işlem gününde de geriledi.
S&P 500 yaklaşık 7 bin 704 puanda yataya yakın kapanırken Nasdaq Bileşik Endeksi de 26 bin 939 puan civarında sınırlı değişim gösterdi.
Endekslerin büyük ölçüde yatay kalmasına karşın piyasa genelindeki görünüm daha zayıf oldu. Yüksek faiz ortamından daha fazla etkilenen sektörlerde satışlar sürerken bazı büyük teknoloji hisseleri endekslerdeki kayıpların derinleşmesini sınırladı.
Cuma sabahı ABD vadeli endekslerinde de güçlü bir toparlanma işareti görülmedi. S&P 500 ve Nasdaq vadeli kontratları yataya yakın hareket ederken Dow Jones vadeli kontratlarında sınırlı düşüş öne çıktı.
Asya Borsalarında Japonya Pozitif Ayrıştı
Asya-Pasifik piyasalarında haftanın son işlem gününde tek yönlü bir görünüm oluşmadı.
MSCI’nın Japonya hariç Asya-Pasifik endeksi yatay seyrederken Japonya’nın Nikkei 225 endeksi yaklaşık yüzde 1 yükseldi.
Avustralya borsasında ise madencilik ve kaynak şirketlerinin ağırlığı nedeniyle endeks yaklaşık yüzde 0,6 geriledi. Hong Kong piyasasında da satış ağırlıklı bir seyir izlendi.
Çin ana karası, Güney Kore ve Tayvan borsalarının tatil nedeniyle kapalı olması bölgedeki işlem hacminin sınırlı kalmasına yol açtı.
Japonya’daki yükselişe rağmen tahvil getirilerindeki artış bölge piyasaları açısından temel risklerden biri olmayı sürdürüyor. Japonya’nın 10 yıllık tahvil faizi de yüzde 3,1 seviyesinin üzerine çıkarak yaklaşık 30 yılın en yüksek düzeylerine ulaştı.
Petrol 100 Doların Üzerinde Kalıyor
Küresel hisse piyasalarını baskılayan diğer önemli unsur ise petrol fiyatlarındaki yüksek seyir oldu.
Brent petrol, önceki seansta yaşanan yükselişin ardından cuma sabahı yaklaşık yüzde 1 gerilese de varil başına 105,75 dolar civarında işlem gördü.
Petrolün 100 dolar seviyesinin üzerinde kalması, enerji maliyetlerinin enflasyon üzerindeki etkisinin devam edeceğine yönelik endişeleri artırıyor.
ABD ile İran arasında Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik görüşmeler yakından izlenirken henüz kalıcı bir anlaşmaya varılmamış olması, petrol fiyatlarındaki risk priminin tamamen ortadan kalkmasını engelliyor.
Yüksek petrol fiyatları şirketlerin maliyetlerini artırırken aynı zamanda enflasyon beklentilerini ve buna bağlı olarak tahvil faizlerini yukarı çekerek borsalar üzerinde çift yönlü baskı oluşturuyor.
Dolar Güçlenirken Altın Geriliyor
Faiz beklentilerindeki değişim döviz ve değerli metal piyasalarında da etkisini gösteriyor.
Dolar endeksi 101 seviyesinin üzerinde kalırken haftalık yükselişi yüzde 1’e yaklaştı.
ABD tahvil getirilerinin yükselmesi ve doların güç kazanması, altın üzerinde baskı oluşturdu. Altının ons fiyatı cuma sabahı 4 bin 270 dolar civarında hareket etti.
Piyasalarda böylece birbirini besleyen bir denklem öne çıkıyor. Petrol fiyatlarının yüksek kalması enflasyon endişelerini canlı tutarken, bu durum Fed’e ilişkin faiz beklentilerini sertleştiriyor. Yükselen tahvil faizleri ise hisse senetlerinin değerlemeleri üzerindeki baskıyı artırıyor.
Türkiye’deki yatırımcılar açısından da küresel tahvil faizleriyle birlikte dolar ve petrol fiyatlarının seyri, Borsa İstanbul, döviz ve altın piyasalarında dış kaynaklı fiyatlamanın yönü açısından yakından izleniyor.