Siemens Mobility, Almanya’nın Rostock kentinde yazılım tanımlı bir kilitleme sistemini tramvay işletmesinde denemeye başladı. Rostocker Straßenbahn AG (RSAG) ile yürütülen pilot uygulama, Siemens’in Signaling X platformunun Alman kentsel raylı ulaşımındaki ilk kullanımı olarak öne çıkıyor. Sistem, Rostock Merkez İstasyonu’nun altındaki tramvay tünelinde yer alıyor ve 2, 3, 5 ve 6 numaralı hatların geçtiği bölümü kapsıyor. Deneme işletiminin 10 Eylül 2026’da duyurulduğu belirtildi.
Kilitleme Mantığı Standart Donanımda Çalışıyor
Siemens’in yeni yaklaşımında güvenlik açısından kritik kilitleme mantığı, belirli üreticilere ait özel donanımlar yerine standart bilgi teknolojileri ekipmanı üzerinde çalışıyor. Bunun temelinde 2020 yılında tanıtılan DS3 güvenlik platformu bulunuyor.
Distributed Smart Safe System olarak adlandırılan DS3, güvenlik açısından kritik uygulamalar için yedekli bir mimari oluşturuyor. Siemens, sistemin piyasada hazır olarak bulunan sunucular üzerinde CENELEC SIL 4 güvenlik seviyesine ulaşabildiğini belirtiyor. Rostock’taki uygulama ise bu mimarinin karmaşık bir kentsel ulaşım ortamındaki ilk pratik kullanımı olarak tanımlanıyor. Kritik altyapıya yönelik siber güvenlik unsurları da sistemin kapsamında yer alıyor.
Donanım Bağımlılığı Azaltılacak
Siemens Mobility’ye göre kilitleme yazılımının belirli donanım yaşam döngülerinden bağımsız hale getirilmesi, ulaşım işletmecilerine altyapılarını daha esnek biçimde yenileme ve ölçeklendirme imkânı sağlıyor. Bakım ve yedek parça yönetiminin de küresel olarak yaygın standart BT bileşenlerinden yararlanabileceği ifade ediliyor.
Siemens Mobility Demiryolu Altyapısı CEO’su Marc Ludwig, Rostock’taki uygulamayı şirketin daha geniş teknoloji yol haritasının bir parçası olarak değerlendirdi. Ludwig, Signaling X’in ilk kez gerçek bir kentsel operasyon ortamında kullanıma sunulduğunu belirtti.
Tramvay İşletmecileri İçin Güvenlik Öne Çıkıyor
RSAG Demiryolu Güç Sistemleri Ekip Lideri Dirk Glauner ise tramvay işletmelerinde güvenliğin karşılaşılan en önemli sorunlardan biri olduğuna dikkat çekti. Glauner’a göre demiryolu işletmelerinin doğal risklerine, tramvayların karayolu trafiğine yakın çalışmasından kaynaklanan ilave zorluklar da ekleniyor. Bu nedenle yeni sinyalizasyon teknolojilerinin gerçek işletme koşullarında denenmesi önem taşıyor.
Teknolojinin Geçmişi Avusturya’ya Uzananıyor
Siemens’in yazılım tabanlı sinyalizasyon mimarisinin geçmişi Rostock’taki uygulamadan daha eskiye dayanıyor. ÖBB-Infrastruktur AG ile Siemens Mobility, DS3 sistemini 18 Kasım 2020’de Avusturya’nın Achau kentinde devreye aldı. Ortak saha testleri ise Aralık 2018’de başlamıştı.
Achau projesi, piyasada ticari olarak bulunabilen standart donanımlar kullanılarak SIL 4 seviyesinde onaylanan ilk kilitleme sistemi olarak tanımlandı. Böylece DS3 mimarisinin gerçek demiryolu işletmesindeki kullanımının temelleri atıldı.
Signaling X 2024’te Tanıtıldı
Signaling X platformu, DS3’ten birkaç yıl sonra ortaya çıktı. Siemens Mobility, platformu 2024 yılında düzenlenen InnoTrans fuarında tanıttı. Sistem, ana hat ve kentsel ulaşım uygulamalarına yönelik olarak merkezi bir Sinyal Veri Merkezi çevresinde oluşturulan bulut mimarisi üzerine kuruldu.
Şirket daha sonra kentsel raylı sistemlerde teknoloji testlerine de yöneldi. Kasım 2025’te Singapur Raylı Sistem Test Merkezi’nde, DS3 üzerinden ticari olarak temin edilebilen donanımlarda çalışan güvenlik kritik CBTC ve kilitleme fonksiyonlarıyla canlı CBTC operasyonu gösterildi. Rostock ise teknolojinin gerçek bir kentsel işletme ortamındaki ilk uygulaması olarak öne çıkıyor.
Rostock Denemesi Henüz Kalıcı İşletim Anlamına Gelmiyor
Siemens’in açıklamasında Rostock’taki deneme işletiminin ne kadar süreceği veya sistemin düzenli işletime ne zaman geçeceği konusunda tarih verilmedi. Ayrıca mevcut sistemlerin yeni çözümle birlikte kullanılıp kullanılmayacağı, kuruluma dahil ekipman sayısı, onay makamı ve projenin sözleşme bedeli gibi ayrıntılar da açıklanmadı.
Bu nedenle Rostock’taki pilot uygulamanın tüm tramvay ağındaki geleneksel sistemlerin değiştirilmesi anlamına gelmediği vurgulanıyor. Deneme işletimi ile kalıcı ve düzenli işletime geçiş de birbirinden farklı aşamalar olarak değerlendiriliyor.
Performans Rakamları Rostock’a Özgü Değil
Siemens’in Signaling X için açıkladığı bazı performans göstergelerinin Rostock projesinde ölçülmüş sonuçlar olmadığı da belirtiliyor. Şirket daha önce operasyonel verimlilikte yüzde 20’ye kadar artış ve belirli kullanım senaryolarında yüzde 30’a varan enerji tasarrufu gibi değerler paylaşmıştı. Ancak bunlar tedarikçinin genel iddiaları olup Rostock’taki pilot uygulamanın sonucu olarak değerlendirilmemeli.
SIL 4 sınıflandırması da bir performans göstergesi değil, DS3 tabanlı mimari için belirtilen güvenlik seviyesini ifade ediyor. Rostock’taki denemenin asıl önemi, Siemens’in yazılım tanımlı sinyalizasyon yaklaşımını ilk kez gerçek bir kentsel operasyon ortamında uygulamaya koyması olarak öne çıkıyor.