İzmir Körfezi’nin ekolojik durumu, uydu görüntülerinde tespit edilen dikkat çekici renk değişimleriyle yeniden gündeme geldi. Gediz Ölüyor Birlikte Durduralım İzmir Koordinasyonu Sözcüsü Ramis Sağlam’ın değerlendirmelerine göre, 3 Eylül tarihli uydu görüntülerinde Körfez’in farklı noktalarında belirgin renklenmeler görüldü.
Mavişehir, Liman, Alaybey, Konak Pier, Göztepe ve İnciraltı kıyılarında gözlenen değişimlerin, özellikle alg yoğunluğu ve olası alg patlamaları açısından takip edilmesi gerektiği belirtildi.
Kırmızı Renklenmeler Tek Başına Yeterli Değil
Uydu görüntülerinde kırmızı tonların belirginleştiği alanların daha çok sığ ve su hareketinin düşük olduğu bölgelerde toplandığına dikkat çekildi. Ancak söz konusu renk değişimlerinin doğrudan alg patlaması şeklinde yorumlanmasının doğru olmayacağı vurgulandı.
Sağlam, kesin sonuçlara ulaşılabilmesi için uydu verilerinin sahadan alınacak ölçümlerle desteklenmesi gerektiğini belirtti. Bu kapsamda klorofil-a, çözünmüş oksijen, azot ve fosfor gibi parametrelerin yanı sıra fitoplankton yoğunluğunun da birlikte incelenmesinin önem taşıdığı ifade edildi.
“Bu Yıl Neden Farklı Bir Görüntü Var?”
Körfez’de son iki yılda yaşanan yoğun koku ve balık ölümlerinin bu yıl aynı ölçekte görülmemesi de değerlendirmelerde önemli bir başlık olarak öne çıktı. Bu farklılığın tek bir nedene bağlanmaması, çeşitli çevresel ve altyapısal faktörlerin birlikte ele alınması gerektiği belirtildi.
İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından sürdürülen arıtma yatırımları, Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin 4. Etabının tamamlanması, derelerde gerçekleştirilen temizlik çalışmaları ve Körfez’de yapılan dip çamuru taramalarının kirlilik yükünün azalmasına katkı sağlamış olabileceği değerlendirildi.
Bunun yanında meteorolojik şartların, rüzgârın ve deniz içerisindeki su hareketlerinin de Körfez’in mevcut durumunda etkili olabileceğine dikkat çekildi.
Gediz Havzası Yeniden Gündemde
Ramis Sağlam, Körfez’in temizlenmesi için deniz içerisindeki çalışmaların yanı sıra karasal kaynaklı kirliliğin de dikkate alınması gerektiğini savundu. Özellikle Gediz Nehri ve Gediz Havzası üzerinden Körfez’e taşınan azot, fosfor ve diğer kirleticilerin düzenli şekilde izlenmesi gerektiğini belirtti.
Sağlam, Gediz Nehri’nin debisinin Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin ortalama debisinin yaklaşık beş katı olduğunu ifade etti. Kuzey Körfez’de, Gediz’in eski yatağı konumundaki Ağıl Deresi ile ana Gediz yatağı arasındaki bölgede yoğun deniz marulu oluşumlarının görülmesi de dikkat çekilen gelişmeler arasında yer aldı.
Uydu görüntülerinde kuzey Körfez’de görülen renklenmelerin, deniz marulu yoğunluğunun bulunduğu alanlarla örtüşmesinin izlenmesi gereken önemli göstergelerden biri olduğu belirtildi.
Azot Ve Fosfor Yükü Yakından Takip Edilmeli
İZSU ve MASKİ tarafından yapılan ölçümlerde, Menemen Ovası’ndaki sulama dönüş sularını taşıyan Ağıl Deresi’nde toplam azot ve fosfor seviyelerinin yüksek olduğuna dikkat çekildi.
Bu parametreler bakımından su kalitesinin III. sınıf, başka bir ifadeyle kirlenmiş su niteliğinde değerlendirildiği aktarıldı. Körfez’e yüksek miktarda azot ve fosfor ulaşmasının, özellikle sığ ve su değişiminin sınırlı olduğu İç Körfez’de ötrofikasyon, alg çoğalması ve çözünmüş oksijen seviyesinin düşmesi açısından risk yaratabileceği belirtildi.
Bu nedenle uydu görüntülerindeki renk değişimlerinin tek başına kirlilik göstergesi olarak değerlendirilmemesi, ancak karasal kaynaklı besin maddeleri, deniz marulu ve alg gelişimiyle birlikte ele alınması gerektiği vurgulandı.
Ekolojik Risk Henüz Tamamen Ortadan Kalkmadı
Körfez’de bu yıl önceki iki yıla göre daha ağır bir koku ve balık ölümü tablosunun yaşanmamış olmasının, sorunların tamamen çözüldüğü anlamına gelmediği ifade edildi.
Hava ve deniz suyu sıcaklıklarının yüksek seyretmesi, rüzgârın azalması, su sirkülasyonunun zayıflaması ve azot-fosfor yükünün devam etmesi halinde alg patlamaları ile buna bağlı oksijen azalması riskinin yeniden yükselmesinin mümkün olduğu uyarısı yapıldı.
İç Körfez’in sığ yapısı ve sınırlı su değişimi nedeniyle biyolojik süreçlerin kısa sürede önemli ekolojik sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekildi.
“Körfez İçin Havza Da Temizlenmeli”
Ramis Sağlam, Körfez’in kalıcı şekilde iyileştirilmesi için yalnızca deniz içerisindeki müdahalelerin yeterli olmayacağını belirterek Gediz Havzası’nın da çözüm sürecinin merkezinde yer alması gerektiğini söyledi.
Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi’nin kapasitesinin artırılması, dere temizliği ve dip çamuru taramalarının önemli adımlar olduğu ifade edilirken, kalıcı iyileşme için Gediz Havzası’ndan Körfez’e taşınan azot, fosfor, sediment ve diğer kirleticilerin kaynağında azaltılması gerektiği vurgulandı.
3 Eylül 2026 tarihli uydu görüntülerinin Körfez’in mevcut durumunu gösteren bir veri olmanın ötesinde, gelecekte yaşanabilecek ekolojik sorunlar açısından erken uyarı niteliğinde değerlendirilmesi gerektiği belirtildi.
Geçmiş yıllardaki yoğun koku ve balık ölümlerinin bu yıl aynı ölçekte tekrarlanmamasının olumlu bir gelişme olduğu kaydedilirken, bunun Körfez’deki ekolojik sorunların sona erdiği şeklinde yorumlanmaması gerektiği ifade edildi. Kalıcı çözüm için yatırımların bilimsel izleme çalışmalarıyla desteklenmesi ve Gediz Havzası’ndan Körfez’e ulaşan kirlilik yükünün azaltılması gerektiği bildirildi.