Küresel sanayi metallerinde 16 Ekim Cuma günü alımlar güçlenirken bakır, alüminyum, çinko, nikel, kurşun ve kalay günü yükselişle tamamladı. Bakırın ton fiyatı yüzde 0,9 artışla 14 bin 480 dolara çıkarken piyasaların odağı 19 Ekim’de başlayan Londra Metal Haftası’na çevrildi. Çin’den gelen ekonomik veriler ise sanayi üretimindeki büyümeye karşılık gayrimenkul yatırımlarındaki düşüşün sürdüğünü ortaya koydu.
Bakır Fiyatları Yeniden Yükselişe Geçti
Londra Metal Borsası’nda (LME) 16 Ekim Cuma günü gerçekleştirilen resmî salon işlemlerinde bakırın ton fiyatı yüzde 0,9 yükselerek 14 bin 480 dolara ulaştı. Bakır, bir önceki işlem gününde 14 bin 256 dolara gerileyerek yaklaşık iki haftanın en düşük seviyesini görmüştü.
Buna rağmen fiyatlar, 10 Eylül’de kaydedilen 14 bin 875 dolarlık rekorun altında bulunuyor. Madencilik sektöründeki üretim sorunları ve ABD’nin olası ithalat tarifelerine karşı yapılan stoklamalar, bakır fiyatlarının yüksek seviyelerde kalmasını destekleyen unsurlar arasında yer alıyor.
Cuma günkü yükselişte doların zayıflaması ve teknoloji hisselerinde yaşanan sert satışların ardından küresel borsalarda istikrarın yeniden sağlanması da etkili oldu. Ancak sanayi metalleri piyasasında fiyatların geleceği açısından arz koşulları ve Çin’den gelecek talep belirleyici olmaya devam ediyor.
Bakır Stoklarının Büyük Bölümü ABD’de Toplandı
Bakır piyasasındaki temel sorunlardan biri, küresel stokların coğrafi olarak dengesiz dağılması. ABD’nin rafine bakır ithalatına ilerleyen dönemde gümrük vergisi uygulayabileceği beklentisi, metal sevkiyatlarının önemli bölümünün Amerikan depolarına yönelmesine yol açtı.
ABD’deki Comex onaylı depolarda bulunan bakırın, dünya genelinde borsalar tarafından izlenen stokların yaklaşık yüzde 70’ine ulaştığı belirtiliyor. Bu birikim, diğer piyasalarda kısa vadeli teslimat için kullanılabilecek metal miktarını sınırlandırırken ABD dışındaki alıcıların tedarik koşullarını zorlaştırıyor.
Bakır üretim zincirinde yalnızca nihai metalin bulunabilirliği değil, konsantre cevher tedariki de sorun oluşturuyor. Maden üretimindeki kesintilere rağmen izabe tesislerinin kapasitelerini artırması, mevcut hammadde için rekabeti yoğunlaştırdı.
Asya-Pasifik piyasasında bakır konsantresinin işlenmesi karşılığında alınan ücretleri gösteren endeks, 9 Ekim’de ton başına eksi 272,20 dolara geriledi. Yılın başında eksi 69,70 dolar seviyesinde bulunan bu değer, işleme tesislerinin hammadde temininde karşılaştığı baskının arttığına işaret ediyor.
Negatif işleme ücretleri, izabe tesislerinin yeterli konsantreye ulaşabilmek için alışılmış gelirlerinden vazgeçmek zorunda kaldığı bir piyasa koşulunu yansıtıyor. Böylece bakırın nihai satış fiyatı yüksek seyrederken üretim zincirinin bazı aşamalarında kârlılık baskı altında kalabiliyor.
Altı Temel Sanayi Metalinin Tamamı Yükseldi
Londra Metal Borsası’nda bakırdaki toparlanmaya diğer sanayi metalleri de eşlik etti. 16 Ekim Cuma günü alüminyumun ton fiyatı yüzde 0,8 artarak 3 bin 11,50 dolara yükselirken çinko yüzde 0,9 değer kazanarak 3 bin 698,50 dolara çıktı.
Nikelin ton fiyatı da yüzde 0,9 artışla 15 bin 350 dolara ulaştı. Nikel, bir önceki gün 15 bin 70 dolara kadar gerileyerek yaklaşık 10 ayın en düşük seviyesini görmüştü.
Kurşun yüzde 0,5 yükselerek ton başına 1.890 dolara, kalay ise yüzde 0,5 artışla 50 bin 350 dolara çıktı. Böylece LME’de izlenen altı temel sanayi metalinin tamamı son işlem gününü yükselişle tamamladı.
Nikel, Alüminyum Ve Çinkoda Arz Koşulları İzleniyor
Fiyatların aynı yönde hareket etmesine karşın metallerin arz ve talep dinamikleri birbirinden ayrılıyor.
Dünyanın en büyük nikel üreticisi Endonezya’daki yüksek üretim maliyetleri, fiyatların düşük seviyelerde gerilemesini sınırlayan unsurlar arasında bulunuyor. Bununla birlikte küresel üretimin güçlü seyretmesi, nikeldeki yükselişin devamlılığına ilişkin soru işaretleri yaratıyor.
Alüminyum piyasasında Orta Doğu’daki üretim ve sevkiyat kesintilerinin etkisi sürüyor. Çin ve Endonezya’dan gelen ilave arz piyasaya katkı sağlasa da Avrupa ve ABD’de fiziki teslimat maliyetleri yüksek seyrediyor.
Çinkoda konsantre hammadde arzındaki sıkışıklık öne çıkarken Çin’in ihracatında olası bir artışın fiyatlar üzerinde baskı oluşturabileceği değerlendiriliyor. Kalay piyasasında ise elektronik ve yarı iletken sektörlerinden gelen talep ile sınırlı arz koşulları takip ediliyor.
Çin Ekonomisinde Sanayi Büyüyor, Konut Yatırımları Geriliyor
Sanayi metalleri fiyatlarının geleceği açısından Çin ekonomisindeki gelişmeler önemini koruyor. Dünyanın önde gelen sanayi ve metal tüketicilerinden Çin’den gelen veriler, ekonomik büyümenin sektörler arasında farklılaştığını gösteriyor.
19 Ekim’de açıklanan verilere göre Çin ekonomisi üçüncü çeyrekte yıllık yüzde 4,5 büyüdü. Bu oran, ikinci çeyrekte kaydedilen yüzde 4,3’lük büyümenin üzerinde gerçekleşirken yüzde 4,4 olan piyasa beklentisini de aştı.
Eylül ayında sanayi üretimi yıllık yüzde 5,5 artarken perakende satışlardaki büyüme yüzde 1,1’de kaldı. Ocak-eylül döneminde gayrimenkul yatırımlarının yüzde 20,6 gerilemesi ise inşaat sektöründeki zayıflığın sürdüğünü ortaya koydu.
Çin’de yüksek teknolojili imalat ve sanayi üretimi ekonomik büyümeyi desteklerken gayrimenkul sektöründeki daralma, metal talebinin önemli kaynaklarından birini zayıflatıyor.
Elektrik altyapısı, otomotiv, yapay zekâ veri merkezleri ve teknolojik üretim yatırımları bakır ve diğer metallere yönelik talebi destekleyen alanlar arasında yer alıyor. Buna karşılık konut inşaatlarındaki gerileme, özellikle bakır ve alüminyum tüketimindeki artışı sınırlayabiliyor.
Bu nedenle Çin ekonomisinin büyüme hızındaki yükseliş, tüm sanayi metalleri için aynı ölçüde talep artışı anlamına gelmiyor. Büyümenin hangi sektörlerden kaynaklandığı, fiyatların yönü açısından belirleyici oluyor.
Londra Metal Haftası’nda 2027 Fiyatları Gündemde
Küresel metal üreticilerini, madencilik şirketlerini ve büyük alıcıları bir araya getiren Londra Metal Haftası, 19 Ekim’de başladı. Hafta kapsamında küresel ekonomik görünüm, arz-talep dengesi, ticaret politikaları ve tedarik zincirindeki sorunların ele alınması bekleniyor.
Görüşmelerin önemli başlıkları arasında bakır ve çinko konsantresi için 2027 yılı işleme ücretleri bulunuyor. Madenciler ile izabe tesisleri arasında yapılacak görüşmeler, gelecek yılın üretim maliyetleri ve hammadde tedariki açısından önem taşıyor.
Bakır piyasasında ABD’nin olası yeni ithalat tarifeleri de yakından izleniyor. Washington yönetiminin rafine bakır ithalatına ilişkin alacağı karar, metalin ülkeler arasındaki dağılımını ve Londra ile ABD piyasaları arasındaki fiyat farkını etkileyebilir.
Alüminyumda Orta Doğu kaynaklı arz riskleri, nikelde Endonezya’nın üretim politikası ve çinkoda konsantre tedarikindeki sıkışıklık da haftanın öne çıkan gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Sanayi Metalleri Türkiye’deki Üreticileri De Etkiliyor
Bakır ve alüminyum başta olmak üzere sanayi metallerindeki fiyat hareketleri, Türkiye’de kablo, elektrikli ekipman, otomotiv, beyaz eşya, makine ve metal işleme sektörlerinin hammadde maliyetlerini doğrudan ilgilendiriyor.
Uluslararası piyasalardaki fiyat değişimlerinin Türkiye’deki üreticilere yansıması ise yalnızca metal fiyatlarıyla sınırlı değil. Döviz kuru, fiziki teslimat primleri ve mevcut tedarik sözleşmeleri de şirketlerin karşılaştığı maliyetleri belirliyor.
Önümüzdeki dönemde sanayi metalleri piyasasının yönünü, arz sıkıntılarının fiyatları ne ölçüde destekleyeceği ve Çin’deki sanayi büyümesinin gayrimenkul sektöründeki zayıflığı ne kadar dengeleyebileceği belirleyecek.