TCDD kayıtlarına göre 1899 yılında işletmeye açılan Sarıkamış-Arpaçayı Hattı üzerinde inşa edilen Selim ve Benliahmet İstasyonları, 1920 yılında imzalanan Gümrü Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’ne bırakılmıştır. Bir süre Erzurum-Sarıkamış-Kars ve Şuabatı Demiryolları bünyesinde işletilen istasyon, 1927 yılında ise Devlet Demiryolları bünyesine katılmıştır.
Zaman zaman basında ve sosyal medyada yer alan Selim ve Benliahmet İstasyonlarının hikâyesi 1970’li yılların başlangıcına kadar uzanıyor. Bu dönemde, Türkiye Cumhuriyet Devlet Demiryolları özellikle Doğu Anadolu gibi kışın çetin geçtiği muhtelif coğrafyalarda irili ufaklı çeşitli ağaçlandırma çalışmaları gerçekleştirmiştir. Bu çalışmalar ile hem istasyon hem de çevresinin kış şartlarından korunması ile demiryolu kenarına da ağaçlardan oluşan doğal bir yeşil duvarın örülmesi amaçlanmıştır.
Bugüne kadar bazı blog yazılarında, haberlerde ve internet sitelerinde bu ağaçların kimin diktiğine dair çeşitli söylentiler süregelmiştir. Kurum bünyemizde yaptığımız detaylı bir araştırmanın ardından sonunda ağaçların can suyunu veren emekli personelimiz Turgut Ertop’a ulaştık.
2008 yılında Kurumumuzdan emekli olan Turgut Bey ile o döneme, ağaçlandırma çalışmalarından görev yaptığı Anadolu’nun diğer bölgelerine kadar pek çok konuda ayrıntılı ve samimi bir sohbet gerçekleştirdik.
Turgut Bey öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1 Kasım 1943 Merzifon’da doğdum. Annem ev kadını, babam Merzifon Elektrik Santralinde Makinistti. İlk ve ortaokulu Merzifon’da okudum. Merzifon’da lise olmadığı için, vilayetlerde okumak zorunda kaldım. Vilayetlerde okumak kalacak yer, o günün şartlarından dolayı biraz zordu. Bir arkadaşımın babası demiryolcu idi, kendisinin de bu yüzden Demiryolu Meslek Okuluna gideceğini söyledi. O zaman ben de geleyim dedim ve okula müracaat ettik. Bize Sivas’ta sınava gireceğimizi söylediler.1960 senesinde sınava girdik ve kazandık.
Demiryolu Meslek Okulu’nun sizin hayatınıza ne gibi etkisi oldu?
Sınavı kazandıktan sonra Ankara’ya geldik. Ankara’da Demiryolu Meslek Okulunda 3 sene okudum. O güne kadar görmediğimiz şeyleri bu okulda gördük. Demiryollarının bizim yetişmemizdeki katkısını unutmamız mümkün değildir. Giysimizden, yiyeceğimize her şeyimiz en üst düzeyde karşılanıyordu burada. O günün şartlarına göre de bizim iyi de bir maaşımız vardı. Okulumuzda çok seçkin ve tecrübeli öğretmenlerimiz vardı. Mesela matematik öğretmenimiz Harp Okulu’nda da derslere giriyordu. Tarih hocamız bir doçentti. Bir harp dersi anlattığı zaman o harbi adeta yaşıyordunuz. Yani bizim yetiştirmek için büyük gayret sarf ettiler. Fransızca hocamız Emel Hanıma “Anne” derdik. Bir annenin ne kadar vasfı varsa, hepsini üzerinde taşır. Bizimle yiyeceğimizle, içeceğimizle her şeyimizle ilgilenirdi.
Mezun olduğunuzda ilk görev yerinizde neler hissetiniz?
Ben 20 yaşında mezun oldum ve Divriği’de göreve başladım. Divriği benim aklımın köşesinden dahi geçmiyor tabi. Ben tahmin ediyordum ki ya Amasya ya da Samsuna giderim. Sonra Doğu Ekspresiyle gece 12’de Divriği’ye indim, elimde bir tane tahta bavul var. Gittim bir otele yattım, sabah olunca da istasyona geldim, Şube Şefimiz Veli Bey beni karşıladı sonra da iş başı yaptım. Daha ilk günümde “ben burada ne yapacağım” diye ağlamaya başlamıştım. 2 sene sonra askere giderken bu sefer de “buradan nasıl giderim diye” ağlamıştım. Divriği çok güzel bir yerdi. O soğuk yüzünün içinde o kadar sıcak bir şehirdi ki orası. Pırıl pırıl insanları, çalışanları vardı. Askerlik için oradan ayrıldığıma o kadar çok üzülmüştüm ki.
Kısım Şefi olarak gittiğiniz Sarıkamış’ta neler yaşadınız?
Sarıkamış’a 1969 yılında gittim. Kars o dönem çok kuraktı. Hayvanların dâhil yiyecek sıkıntısı vardı. Sarıkamış’ın soğuğu ile baş edemezsiniz. Kışın çok yoğun kar çalışmaları ile geçerdi. Çalıştığım sürede karın yağışı bir defa bile olsa zevkle izleyememişimdir. Kar yağdığında bizim işlerimiz artardı. Mesela o dönemde şöyle bir olay yaşamıştım. Erzincan-Erzurum arasında çalışırken yol çavuşumuz Ahmet Çavuş vardı. Çavuş emekli olmak istiyordu, şube şefimiz ise çalışan adam azlığından dolayı emekli olmasını istemiyordu. Ahmet Çavuş’un annesi de kapının arkasında bu konuşulanları duyuyormuş. Annesi bu konuşma esnasında bir anda geldi “Şefim benim oğlum emekli olsun da kar artık oğlumun omuzlarına yağmasın” demişti. Yani biz kardan çok çekerdik, şartları çok zorlaştırırdı. Sarıkamış gibi yerlerde trenlerin yollarda kalması yüzünden ağaçlandırma çalışması da bu yüzden başlatıldı. Biz ona kültürel tahkimat diyoruz.
Sanırım ağaçlandırma faaliyetleriniz de burada başladı değil mi?
Evet, burada başladı. Size ağaç göndereceğiz dediler. İlk planda 4-5 bin tane göndereceklerdi. Bu ağaçları yol boyuna, demiryolunda kar en fazla nerede tutuyorsa oralara dikin dediler. Biz de “burada hayvancılık yapılıyor, her tarafta mera var. Biz bu ağaçları dikersek hayvanlar yer” dedik. Ben de bu yüzden “15- 16 bin ağacı bana verin bunları Selim ve Benliahmet İstasyonuna dikeyim” dedim. Çünkü o istasyonlarda da kışın tren durduğu zaman kardan dolayı kalkamazdı, patinaj yapar olduğu yerde donar kalırdı. Donan treni oynatmak mümkün değildi. O zaman dizeller de yoktu buharlılar vardı ray ve teker birbirine yapışırdı. Bu yüzden ağaçları Selim ve Benliahmet İstasyonlarına dikelim dedim. Sağ olsunlar önerimizi yerinde buldular ve 1971 yılında bahar mevsiminde de ağaçlandırma çalışmasına başladık
Amasya Orman Fidanlığından tüpler halinde gelen ağaçları biz dikmeye başladık. Orada en büyük sorun suydu. Trenlere su vermek için Ruslardan kalma pompa binası kullanılıyordu. Biz ağaçları dikince mecburen onu da faaliyete geçirmek durumunda kaldık. Pompadan aldığımız su ile bu fidanların sulamasına başladık. Toprağı güzel bir memlekettir orasının o yüzden fidanlara sadece bakım gerekiyordu. Kuruyan yerler ağaçlar oldu elbet ama hemen yenilerini ilave ettik. 1971 yılına geldiğimizde de biz Benliahmet İstasyonunun tamamını ağaçlandırdık. Bu istasyonda iş olumlu sonuç verince ondan sonra Selim İstasyonuna geldik. 1972 yılında da Selim İstasyonunu ağaçlandırdık. Selimiye İstasyonuna 6-7 bin kadar Benliahmet İstasyonuna da yaklaşık 10 bin fidan diktik. Toplamda da 16-17 bin fidan dikildi.
Selim İstasyonunu ağaçlandırırken neler yaşadınız?
Selim İstasyonuna yakın bir köy var; Kırkpınar Köyü. Ağaçların bugüne gelmesinde elbette oradaki köylülerin de emekleri var. Amasya’dan bu fidanı yükleyeninde ilk can suyunu verenin de bu ağaçlandırma işinde büyük emeği vardır. Onlar da en az bizim kadar oraları korumuş ve kollamışlardır. Yoksa bugün bu hale gelemezdi oralar. Mesela çam ağaçlarının alt dallarını budamışlar. Bu da ağaçların daha çok gürleşmelerinde önemli bir etken olmuştur.
Selim İstasyonuna belki daha az ekildi. Çünkü gelen ağaçların bir kısmı bu bölgedeki başka iş yerlerine de dikildi. Mesela biz ağaçları dikince Benliahmet İstasyonunda o dönem akşama kadar beşi gündüz beşi gece on tane tren geçerdi. Trenlerin bu bölgeden bir istasyondan çıkıp diğer istasyona varması en fazla bir saat alır. Bu diğer boş zamanlarında istasyondakiler verilen ağaçları sulasalardı hat üzerindeki her istasyon yemyeşil olurdu. Zaten genelde de ağacı diken korurdu. Bu emirle olmaz içten gelirdi.
2008 yılında emekli oldum. Kars’ta vefat eden emekli bir arkadaşımın öğretmen bir oğlu vardı Asım Çavuş (Asım Gültekin), aramış bulmuş beni. Asım bana “Şefim bu ağaçlara kimse bakmıyor. Şefim şunlara bir el attı” deyince ben de ona emekli olduğumu söyledim. “Şefim emekli olsan da senin sözün geçer” dedi. Ben 1975 yılında oradan ayrıldım ama orayla irtibatımızı hiç kesmedik biz. Oraya gidenlerle devamlı irtibat halindeydik. Hatır için beni kırmazlardı, bunu içtenlikle söylüyorum. O zaman böyle cep telefonları falan yoktu telefon açıp sorardık yine de bu ağaçlar ne oldu diye. Her arayışımda telefonu “Şefim yine ağaçları soracaksın herhalde” diye açarlardı.
Göreviniz bittikten sonra istasyonlara geri döndünüz mü o tarihlerde, döndüğünüzde sizi ağaçları eken kişi olarak tanımışlar mıydı?
Elbette döndüm. Ben müdür yardımcısı olduktan seneler sonra turne görevi kapsamında ağaçlandırdığımız istasyonlara gittik. Yener Bozkurt diye orada bir istasyon şefi vardı. Benim zamanında Selim Bölgesinde makasçıydı. Benliahmet İstasyon Şefliği görevini bu arkadaşa vermişler. Gece vardık istasyona, elektrik yine yok bir tane gaz lambası var, masasının üzerinde çalışmalarını yapıyor. Bölge Müdürümüz Ahmet Bey, Yener Bey’e “ Yener bu ağaçları kime sorsak herkes ben diktim diyor. Ne diyorsun” diye sordu.
Bölge müdürümüz ağaçlar ile ilgili konuşuyor ama Yener Bey hiç cevap vermiyor, bizim aracımızın sevk işleri ile meşgul. Ben de bu esnada Yener Beyin yanına yaklaşarak “Yener Bey ne haber” dedim. Sorduğum soru üzerine beni tanımak amacıyla gaz lambasını yüzüme tutunca bir anda çok duygulandı ve başladı ağlamaya ve sarıldı bana. Sonra bölge müdürüne dedi ki “ Müdür Bey ağacı dikeni sormuştunuz işte Turgut Abim burada” dedi.
Yani ağaçların üzerinden emekliliğimizden sonra elimizi çekmek durumunda kalsak da oradaki arkadaşlarımıza rica ederek işte bakımında vesile olduk diyebilirim. Elbette istasyonda çalışmış arkadaşlarımızın da aynı duyarlılığını gösterdiğine eminim…
Turgut Abi’nin bize aktardıklarına ilave olarak; Selim ve Benliahmet İstasyonlarının ağaçlandırılmasına ilişkin aradan geçen yaklaşık 50 yılın ardından, bozkır bir bölgede bulunan istasyonların çevresi bu demiryolcular tarafından adeta birer ormana dönüştürülmüştür. 50 yıllık bu sürede istasyonda görev yapmış olan tüm Demiryolcular, istasyon çevresindeki ağaçlara ayrı bir özen göstererek günümüze kadar ulaşmalarına vesile olmuşlardır. Bu istasyonlarda görev yapmış diğer istasyon şeflerimizi de bu vesile ile sizlerle paylaşmak isteriz.
Benliahmet İstasyonu
- 1975 Necati Ateşçi,
- 1982-85 yılları arası Hikmet Yılmaz,
- 1985-95 yılları arası Yini Bozkurt,
- 1995-99 yılları arası İbrahim Yeşilyurt,
- 1999-2002 yılları arası Alaattin Uğurlu,
- 2003 yılından 2010 yılına ise son olarak istasyon şefliği görevini Ramazan Bozkurt gerçekleştirmiştir.
Selim İstasyonu
- 1980 – 1985 Yener Bozkurt İstasyon Şefi,
- 1985 – 1987 İsmail Baran,
- 1987 – 1990 Halis Ekinci,
- 1990 – 2009 Turgut Altun,
- 2018 – 2019 Kemal Koz…