Dünyada her 5 kişiden birinin işitme sorunları yaşadığı; özellikle bebekler ve çocuklar arasında bu oranın oldukça yüksek olduğu bilinmektedir. Dünya Sağlık Örgütü’nin verilerine göre, her yıl yaklaşık olarak 1 milyon yeni doğan bebekten 2 ila 3’ünde işitme kaybı tespit edilmektedir. Bu rakamlar, toplumda erken teşhisin ve uygun müdahalelerin önemini vurgulamaktadır.
Erken dönemlerde yapılan işitme taramaları, tanı ve uygun cihazlandırma süreçleri ile birlikte koklear implantasyon ve dil-konuşma terapileri sayesinde, işitme kaybı olan çocuklar normal gelişimlerini sürdürebilmekte ve sağlıklı bireyler olarak hayatlarına devam edebilmektedir. Hedef, her çocuk için sağlıklı iletişim ve gelişim imkanını sağlamaktır.
İşitmenin Toplumsal Yansıması ve Farkındalık Çağrısı
İşitmenin yalnızca sesi duymakla sınırlı olmadığını, aynı zamanda güçlü bir iletişim aracı olduğunu belirten Doruk Nilüfer Hastanesi Kulak Burun Boğaz Uzmanı Doç. Dr. Nesibe Gül Yüksel Aslıer, şunları ifade etti: “İşitmek; kendimizi ifade etmek, sevdiğimiz insanların sesini duymak ve dünyayla bağlantı kurmaktır. Toplum olarak, önyargılardan uzak, sabırlı ve kapsayıcı bir yaklaşım benimsememiz büyük önem taşımaktadır. Birlikte hareket ederek, sessizliği aşmanın ve işitmeye erişimde eşitliği sağlamanın sorumluluğu bizlere düşmektedir.”
İşitme engellilere karşı farkındalık yaratmanın ve kapsayıcı bir toplum inşa etmenin gerekliliğine işaret eden uzman, sözlerine şöyle devam etti: “Daha kapsayıcı ve eşit bir dünya için hep birlikte el ele vermeli, engelleri aşmak için çaba göstermeliyiz.”