ABD Savunma İnovasyon Birimi, Pentagon topraklarındaki askeri tesisleri ve sivil altyapıları korumak amacıyla düşük irtifa ve yakın mesafeden uçan insansız hava araçlarını (İHA) etkili bir şekilde tespit edebilecek yeni sensör sistemleri geliştirmeye yöneliyor. Bu teknolojiler, özellikle Grup 1 ve Grup 2 kategorisindeki hafif ve küçük çaplı drone’ları minimum 2 kilometreden ayırt edebilme kapasitesine sahip olmalı. Sistemler, yukarıdaki drone’ların yanı sıra, daha büyük olan Grup 3 veya 1.320 pound (yaklaşık 600 kilogram) ağırlığındaki dronları da tanıyabilmelidir. Ayrıca, sensörlerin yerel ortamda oluşan karmaşık karışıklıklar, kuş sürüleri ve dağınıklık gibi unsurları da tarayabilme yeteneği bulunmalı.
Talep edilen çözümler, radar ve diğer çok modlu algılama teknolojilerinin entegrasyonunu içerebilir; ancak, özellikle radar sensörlerini içermeleri ve toplam çözümün bir parçası olmaları gerekmektedir. Bu sistemlerin hızlı entegre olabilmesi, hükümetin belirlediği Kalıcı Çoklu Algılama ve Muhafaza (CUAS) sistemleriyle uyumlu olması önem arz eder. Ayrıca, bu teknolojilerin hem tespiti hem de imha işlemini gerçekleştirebilecek şekilde tasarlanması planlanıyor.
Güvenlik alanları veya sivil bölgeler de dahil olmak üzere, sistemlerin yoğun nüfuslu bölgelerde ve karmaşık elektromanyetik ortamlarında sorunsuz çalışması gereklidir. Aynı zamanda, hareket halindeki küçük askerî birlikler için mobil sensör çözümlerine de öncelik veriliyor. Bu sensörlerin, düşman elektronik harp ekipmanlarının tespit edilip hedeflenmesinden kaçınmak amacıyla, düşük fiziksel ve elektromanyetik iz bırakması önemli kriterler arasında sayılıyor.
Tercih edilen pasif algılama yöntemleri ile birlikte, çeşitli diğer algılama teknolojilerinin de kullanılabileceği belirtiliyor. Bu sensörlerin, Grup 1 ve 2 drone’larını 50 metre altına kadar tespit edebilmesi gerekiyor; ayrıca, çoklu sensörlerin entegre edilmesi, hızlı kurulum ve gelişen UAS veri bağlantılarına uyum sağlama gibi özellikler de talep ediliyor. Sistemlerin operasyonel yükü azaltması ve operasyonel ortama dinamik uyum sağlayabilmesi hedefleniyor.
Hem askeri hem de sivil araçlara entegre edilebilecek şekilde tasarlanması planlanan bu sistemler, zırhlı araçlar yerine kamyonlar ve hafif araçlar üzerinde kullanılabilecek yapıda olmalı. Özellikle piyade ve hafif taktik araçlarıyla uyum gösterebilmesi, operasyonların esnekliği ve etkinliği açısından büyük önem taşıyor.