Dünyanın en iyi ilk 500 üniversitesi arasında yer alan Yakın Doğu Üniversitesi, antibiyotik direncine karşı yürüttüğü bakteriyofaj araştırmalarında kritik bir eşiği daha geride bıraktı. Kampüs içerisindeki göletten izole edilen üçüncü bakteriyofajı “NEU2025” adıyla bilim dünyasına kazandıran üniversite, daha önce keşfettiği “NEU2023” ve “NEU2024” ile birlikte faj tedavisine yönelik önemli bir “üçlü faj kokteyli” altyapısı oluşturdu.
NEU2023’ten NEU2025’e Uzanan Bilimsel Yolculuk
Yakın Doğu Üniversitesi araştırmacılarının Avustralya’daki La Trobe Üniversitesi ile iş birliği halinde sürdürdüğü çalışmalar sonucunda keşfedilen üçüncü bakteriyofaj, tescil edilerek “NEU2025” adıyla literatüre girdi. Genom analizleri sonucunda Pbunavirus grubuna ait olduğu belirlenen NEU2025, özellikle çoklu ilaç direncine sahip Pseudomonas aeruginosa bakterisini hedef alabilmesiyle klinik açıdan büyük önem taşıyor.
Üniversitenin bu yolculuğu, daha önce keşfedilen ve Kıbrıs’ın antik adı “Alasya”dan esinlenilerek “Alasiavirus” adıyla literatüre kazandırılan NEU2023 ile dikkat çekmişti. Ardından gelen NEU2024 ve son olarak NEU2025’in eklenmesiyle, dirençli bakteri suşlarına karşı yeni nesil tedavi stratejilerinin geliştirilmesi için güçlü bir sinerjik etki ve bilimsel zemin oluşturuldu.
Klinik Uygulamalar Gürcistan’da Yerinde İncelendi
Araştırma ekibi, çalışmaların bir sonraki aşamasında faj terapisi alanında dünyanın en önemli merkezlerinden biri kabul edilen Gürcistan’daki George Eliava Bakteriyofaj, Mikrobiyoloji ve Viroloji Enstitüsü’nü ziyaret etti. DESAM araştırmacısı Dr. Ferdiye Taner’in katıldığı temaslarda; klinik uygulamalar, üretim süreçleri ve yeni akademik iş birlikleri ele alındı.
Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) perspektiflerinin de tartışıldığı uluslararası eğitim programında Fransa, Kanada ve İtalya gibi ülkelerden uzmanlar bir araya geldi. Bu süreç, Yakın Doğu Üniversitesi’nde yürütülen çalışmaların klinik uygulamaya dönüşmesi açısından stratejik bir adım olarak kayda geçti.
Geleceğin Tedavi Yöntemlerine Işık Tutuluyor
Yakın Doğu Oluşumu Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. İrfan Suat Günsel, antibiyotik direncinin küresel bir tehdit olduğunu vurgulayarak, “Üniversitemizde yürütülen bu çalışmalar, geleceğin tedavi yöntemlerine ışık tutacak çok önemli bir altyapı oluşturuyor. 3’lü faj kokteyli yaklaşımı sadece üniversitemiz değil, bölgemiz için de son derece kıymetlidir” dedi.
Rektör Prof. Dr. Tamer Şanlıdağ ise karakterizasyon süreçlerinin tamamlandığını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Tedavi sürecine başlamak için bundan sonraki aşama gerekli yasal süreçlerin tamamlanmasıdır. Hedefimiz bu yaklaşımın yalnızca son çare olarak değil, enfeksiyonun erken dönemlerinde de kullanılabilmesidir. Sağlık Bakanlığı onay süreçleriyle birlikte yakın gelecekte ülkemizde faj tedavisini uygulamaya geçireceğiz.”
Klinik Uygulamalar İçin Umut Verici Aşama
Çalışmanın öncü isimlerinden Dr. Ferdiye Taner, elde edilen üçüncü bakteriyofaj ile ellerinde güçlü bir alternatif oluştuğunu belirtti. Taner, özellikle dirençli Pseudomonas aeruginosa enfeksiyonlarına karşı hazırlanan “3’lü faj kokteyli”nin, klinik başarı için hayati bir aşama olduğunu ifade etti.