İran petrolünün küresel piyasalardaki arzı hızla azalırken, ülkenin en büyük alıcısı konumundaki Çin’in ham petrol talebindeki toparlanma piyasadaki arz baskısını artırıyor. İran’dan yapılan sevkiyatların gerilemesiyle Çinli rafineriler farklı kaynaklardan petrol tedarik etmeye yönelirken, küresel petrol piyasasında arzın daha da sıkılaşabileceği endişesi öne çıkıyor.
İran’ın Petrol Sevkiyatları Sert Düştü
Çin, 2025 yılında İran’dan günlük ortalama 1,4 milyon varil ham petrol satın aldı. Bu miktar savaşın ardından nisanda günlük 1,76 milyon varile kadar yükseldi.
Ancak İran’ın petrol sevkiyatlarının engellenmesiyle birlikte ihracat görünümü hızla değişti. İran’ın başlıca ihracat noktası olan Harg Adası’ndaki petrol yüklemeleri mart ayında günlük 1,8 milyon varil seviyesindeyken, mayısta 260 bin varile kadar geriledi.
Sevkiyatlarda yaşanan geçici toparlanmayla temmuz ayında günlük 890 bin varile ulaşılırken, ağustosta yeniden 250 bin varile düşüldü. Eylül ayında ise Körfez’den İran petrolü yüklemesi gerçekleşmedi.
Çin’in İran’dan Petrol Alımı 475 Bin Varile Geriledi
İran, petrol sevkiyatlarının aksadığı dönemde denizde tuttuğu stoklar sayesinde Çin’e satışlarını bir süre daha sürdürebildi.
İran’ın yüzer petrol stokları nisan ortasında 160 milyon varile kadar yükseldi. Bu stoklar, sevkiyatların azalmasına rağmen Çin’in İran petrolüne erişimini destekledi.
Ancak denizdeki petrol stoklarının azalmasıyla birlikte Çin’in İran’dan gerçekleştirdiği alımlar da geriledi. Günlük ithalat ağustosta 980 bin varil seviyesindeyken eylülde 475 bin varile düştü. 26 Eylül itibarıyla ise sevkiyatların tamamen durduğu belirtildi.
İran’ın denizde yaklaşık 86 milyon varil petrolü bulunurken, bunun 23 milyon varillik bölümü Körfez’de sıkışmış durumda. Ülkenin kara üzerindeki depolama tanklarında ise yaklaşık 70 milyon varil petrol bulunduğu belirtiliyor.
Depolardaki stokların artmaya devam etmesi, İran’ın petrol üretimini azaltma ihtimalini de gündeme getiriyor.
Çinli Rafineriler Alternatif Kaynaklara Yöneliyor
İran petrolündeki düşüş, özellikle Çin’in bağımsız rafinerileri üzerinde etkili oluyor. Çin’in ham petrol ithalatının yaklaşık beşte birini gerçekleştiren bu rafineriler, uzun süredir İran ve Rusya’dan sağlanan indirimli petrole ağırlık veriyordu.
İran’dan gelen arzın azalmasıyla Çinli rafineriler Orta Doğu, Batı Afrika ve Güney Amerika’daki üreticilere yönelmeye başladı.
Brezilya ve Guyana’dan yapılan petrol alımlarının artması dikkat çekerken, Rus petrolüne yönelik talep de yükseldi. Çin’in artan talebi nedeniyle Rusya’nın ESPO petrolü ile ICE Brent arasındaki fiyat farkının varil başına 28 dolara kadar çıktığı bildirildi.
Çin’den Rafinerilere Ek İthalat Kotası
Çin yönetimi, rafinerilerin artan ham petrol ihtiyacını karşılayabilmesi amacıyla eylül sonunda 28,05 milyon tonluk ek ithalat kotası tanımladı.
Bu düzenlemeyle devlet dışı şirketlerin yıllık ham petrol ithalat kotası 257 milyon tona yükselerek rekor seviyeye ulaştı.
Çin’in deniz yoluyla gerçekleştirdiği ham petrol ithalatı da ağustosta günlük 7,24 milyon varilden eylülde 7,5 milyon varile çıktı. Ancak bu rakam, şubat ayında görülen günlük 11,5 milyon varillik seviyenin altında kalmaya devam etti.
Petrol Piyasasında Hürmüz Boğazı Riski
Küresel petrol arzı açısından İran kaynaklı ikinci önemli risk ise Hürmüz Boğazı’nda yoğunlaşıyor.
İran’ın kendi petrol ihracatı ciddi ölçüde gerilemiş olsa da komşu üretici ülkelerden günlük yaklaşık 13 milyon varil petrolün bu güzergah üzerinden taşındığı belirtiliyor.
İran’ın ihracat gelirlerindeki düşüşün sürmesi ve müzakerelerde ilerleme sağlanamaması halinde Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleştirilen petrol akışının da risk altına girebileceği değerlendiriliyor.
Çin’in İran’dan kaybettiği petrol varillerinin yerine alternatif kaynaklara yönelmesi, diğer taraftan Hürmüz Boğazı’ndaki sevkiyatların da aksaması, küresel petrol piyasasında arzın daha da sıkılaşması riskini gündeme getiriyor.