Dünya genelinde tedavi arayışında olan bireylerin rotası giderek daha fazla Türkiye’ye dönüyor. Şifa bulmanın yanı sıra güvenilirliği, sunduğu yüksek kalite standartları ve misafirperver hizmet anlayışıyla öne çıkan Türkiye, sağlık turizmi alanında adeta bir cazibe merkezi haline gelmiş durumda. Ülkenin güçlü sağlık altyapısı, alanında uzmanlaşmış nitelikli insan kaynağı ve yıllara dayanan turizm tecrübesi, Türkiye’yi küresel sağlık turizmi pazarında yükselen bir yıldız konumuna taşıyor.
Geçtiğimiz yıl, 1,5 milyonu aşkın kişi sağlık turizmi amacıyla Türkiye’yi ziyaret ederken, bu alandan elde edilen gelir 3 milyar doların üzerine çıkarak sektörün potansiyelini gözler önüne serdi. Bu başarıyı daha da perçinlemek ve sürdürülebilir kılmak amacıyla Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı önemli bir iş birliğine imza attı. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun katılımıyla gerçekleşen törende imzalanan “Uluslararası Sağlık Turizmi Alanında İş Birliği Protokolü”, sağlıkta Türkiye markasını yeni bir seviyeye taşımayı hedefliyor.
İş Birliği Protokolü ile Koordinasyon ve Kalite Artacak
Sağlık Bakanlığı’nda düzenlenen imza töreniyle hayata geçirilen bu iş birliği protokolü, uluslararası sağlık hizmetlerinde sağlanacak koordinasyonu, kalite standartlarını ve Türkiye’nin bu alandaki görünürlüğünü önemli ölçüde artırmayı amaçlıyor. İki bakanlığın güçlerini birleştirmesiyle, Türkiye’nin sağlık turizmi sektöründeki rekabet avantajının daha da pekişeceği öngörülüyor.
Bakan Ersoy: “Sağlık Turizmi Ülkemiz İçin Büyük Bir Potansiyel Barındırıyor”
Protokolün imza töreninde konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, sağlık turizminin son yıllarda hızla büyüyen ve alternatif bir turizm dalı olarak öne çıktığını belirterek, bu alanın Türkiye için büyük bir potansiyel barındırdığını vurguladı. Türkiye’nin güçlü sağlık altyapısı, deneyimli sağlık profesyonelleri ve yüksek standartlardaki tesisleriyle, dünyanın en çok tercih edilen sağlık turizmi destinasyonları arasında yer aldığını ifade eden Ersoy, elde edilen 3 milyar doların üzerindeki gelirin bu potansiyelin somut bir göstergesi olduğunu söyledi. Bakan Ersoy, bu rakamların sadece bugünkü başarıyı değil, geleceğe dönük büyük bir potansiyeli de ortaya koyduğunu dile getirdi.
“Güvenli Turizm” Programı Dünya Çapında Örnek Oldu
Bakan Ersoy, Türkiye’nin küresel koronavirüs salgını döneminde gösterdiği başarılı sağlık hizmetlerini de hatırlatarak, bu süreçte ülkenin sağlık sektörünün gücü ve kalitesinin büyük rol oynadığını belirtti. Salgın sürecinde Sağlık Bakanlığı ile yürütülen yakın iş birliği sayesinde hayata geçirilen “Güvenli Turizm” programının, sadece Türkiye’de değil, dünya genelinde örnek gösterilen bir uygulama haline geldiğini vurguladı. Bu iş birliği, iki bakanlığın kriz dönemlerinde dahi etkin bir şekilde koordinasyon sağlayabildiğini gösterdi.
Hedef Kayıt Dışılığın Önlenmesi ve Kalite Standartlarının Yükseltilmesi
İmzalanan protokole ilişkin hedefleri açıklayan Bakan Ersoy, amaçlarının sadece Türkiye’ye sağlık turizmi için gelen turist sayısını artırmak olmadığını, aynı zamanda bu alanda hizmet veren kuruluşların kayıt altına alınması, kalite standartlarının yükseltilmesi ve sektördeki kayıt dışılığın önlenmesi olduğunu ifade etti. Bu sayede, sağlık turizmi hizmetlerinin daha şeffaf ve güvenilir bir yapıya kavuşması hedefleniyor.
TGA ve USHAŞ İş Birliği ile Tanıtım Faaliyetleri Artacak
Protokol kapsamında atılacak somut adımlara da değinen Bakan Ersoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ile Uluslararası Sağlık Hizmetleri A.Ş. (USHAŞ) arasında ortak tanıtım faaliyetleri yürütüleceğini, sağlık kuruluşlarına yönelik kayıt ve bilgilendirme sistemlerinin kurulacağını ve sağlık tesislerinin TÜSKA aracılığıyla sertifikasyon ve akreditasyon süreçlerine dâhil edileceğini açıkladı. Bu adımlar, Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki uluslararası rekabet gücünü artıracak ve hizmet kalitesini güvence altına alacak.
Gelecekte İş Birliği Daha da Genişleyecek
Bakan Ersoy, önümüzdeki dönemde bu iş birliğini daha da genişletmeyi hedeflediklerini belirterek, sağlık turizmine katkı sağlayan tüm kurum ve kuruluşlar arasında güçlü bir koordinasyon sağlayarak Türkiye’yi bu alanda çok daha ileriye taşıyacaklarına inandığını dile getirdi. Sağlık turizminde Türkiye markasını güçlendirmek için atılan her adımın, sadece turizm gelirlerini değil, ülkenin küresel etki gücünü de artırdığını vurguladı.
Turistin Sağlığı ve Memnuniyeti Öncelikli
Turizmin sadece deniz, kum ve güneşten ibaret olmadığını, çok geniş bir konsept olduğunu belirten Bakan Ersoy, Türkiye’nin son yıllarda yaptığı yoğun tanıtım çalışmalarıyla ürün çeşitliliğine büyük önem verdiğini kaydetti. Sağlık turizminin bu ürün çeşitliliği içerisinde en değerli alan olduğunu sözlerine ekleyen Ersoy, protokolün turist sağlığının güvence altına alınması ve konforunun artırılması açısından da büyük önem taşıdığını vurguladı. Bu durumun, turistlerin Türkiye’yi tekrar tercih etmelerinde önemli bir kriter olduğunu belirten Ersoy, özel sektörün de bu konseptin içine daha fazla dahil edilerek Türkiye’nin sağlık alanında çok daha iyi yerlere geleceğini ifade etti.
Bakan Memişoğlu: “HealthTürkiye Markası ile Gelir Seviyemiz Artacak”
Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu da törende yaptığı konuşmada, Türkiye’yi sağlık turizmi alanında bir marka haline getirdiklerini belirterek, Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliği ile “HealthTürkiye” markasıyla yürütecekleri sağlık turizmi faaliyetleri ile bu alandaki gelir seviyelerini ileri boyutlara taşıyacaklarına inandıklarını söyledi. Bakan Memişoğlu, imzalanan iş birliği protokolü ile uluslararası sağlık turizmi ve turistin sağlığı kapsamında sundukları sağlık hizmetleri ve bu amaçla yürütülen tanıtım hizmetlerini güçlendirdiklerini ifade etti.
Konuşmaların ardından iki bakan, “Uluslararası Sağlık Turizmi Alanında İş Birliği Protokolü”ne imza atarak, Türkiye’nin sağlık turizmi sektöründe yeni bir dönemin kapılarını araladı. Bu iş birliği, Türkiye’nin sağlık turizmi alanındaki potansiyelini tam anlamıyla ortaya çıkararak, ülkeyi küresel bir sağlık destinasyonu haline getirme yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.