Dünya devleri operasyonlarını yapay zekâ ekseninde yeniden kurgularken, Türkiye hem rekabet gücünü hem de iş gücünü koruma noktasında kritik bir eşiğe geldi. Uzmanlar, teknolojik dönüşümdeki yavaşlığın kısa vadede istihdamı koruyor gibi görünse de uzun vadede “travmatik” bir işsizlik krizine davetiye çıkardığı konusunda hemfikir.
Küresel Yatırımda Uçurum Büyüyor
Dünya genelinde yapay zekâ yatırımları 725 milyar doları aşarken, Türkiye’nin 2019-2024 dönemindeki yatırımı yaklaşık 0.5 milyar dolarda kaldı. TÜSİAD ve PwC verilerine göre, Türk şirketlerinin yalnızca yüzde 30’u bu alanda net bir yol haritasına sahip. Küresel ölçekte Shopify ve Duolingo gibi şirketler iş gücünü yapay zekâ ile optimize ederken, Türkiye’de üretken yapay zekâ entegrasyonu henüz yüzde 8.5 seviyelerinde seyrediyor.
“Dönüşemezsek Sonuçları Travmatik Olur”
ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erkan Erdil, finans ve müşteri hizmetleri gibi alanlarda etkilerin hissedilmeye başladığını belirtti. Türkiye ekonomisinin lokomotifi olan otomotiv, tekstil ve beyaz eşya sektörlerinin küresel tedarik zincirine entegre olduğunu hatırlatan Erdil, şu uyarıda bulundu:
“Küresel değer zincirindeki yapısal dönüşümlere ayak uydurulamazsa sonuçları ağır olur. Boşa çıkan iş gücünü emecek ‘kamusal beceri kazandırma seferberliği’ şart.”
Çözüm: İŞKUR’un Yeniden Yapılandırılması ve Refahın Dağılımı
Çalışma ekonomisi uzmanı Prof. Aziz Çelik ise asıl meselenin teknolojik verimliliğin kimin lehine kullanılacağı olduğunu vurguladı. Çelik’e göre, yapay zekâ kaynaklı kazançların sadece kârlara aktarılması iç talebi daraltabilir. Dönüşümü yönetmek için önerilen temel adımlar şunlar:
-
- Mesleki Eğitim: İŞKUR’un kapasitesi uzun dönemli yeniden eğitim programlarını kapsayacak şekilde genişletilmeli.
-
- Kamunun Rolü: Piyasanın yaratamadığı istihdam, kamu tarafından nitelikli hizmet alanlarında desteklenmeli.
-
- Çalışma Süreleri: Yapay zekâ, çalışma sürelerinin kısaltılması ve refahın tabana yayılması için bir araç olarak kullanılmalı.