İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Sözcü TV’de Gündemi Değerlendirdi
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, geçtiğimiz günlerde katıldığı Sözcü TV programında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Programda, çeşitli konulara değinen Dervişoğlu, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gündeme damga vuran ‘urgan’ pozu hakkında da düşüncelerini paylaştı.
Dervişoğlu, Bahçeli’nin pozunun arkasında subliminal mesaj bulunup bulunmadığına ilişkin soruya yanıt verirken, “O işin magazin tarafı, millet takıldı urgana. Eğer subliminal mesajlara yanıt verirsem, bir dizi saçmalık arasında birçok şeye cevap verme zorunluluğu hissederim. Ben bir şeylere işaret ettim. Tüm bu konuşmaları bir milada bağlayınca, ‘Madem ki bu bir milattır; o zaman bunun bir hatırası olsun’ dedim. Geçmişe atıfta bulunarak bugünün anısına ‘Bunu başucunuza asın’ dedim. Daha sonra gazeteciler geldiğinde, benim konuşmam urgandan daha önemli, bu nedenle konuşmamı çerçeveletip asabilirler dedim. Subliminal mesaj, ipi oraya dolamış, poşeti oraya koymuş. Söylenecek her ne varsa, ben dilimle söylüyorum. Diliyle söyleyecek lafı kalmamış bir adam, eliyle ve objelerle işaret eder” şeklinde konuştu.
Bahçeli’nin Öcalan Çağrısı Üzerine Eleştiriler
Dervişoğlu, Bahçeli’nin Abdullah Öcalan’la ilgili yaptığı çağrıya da sert tepki gösterdi. ‘Terörle müzakere değil, mücadele edilir’ diyen Dervişoğlu, “‘Öcalan TBMM’de konuşsun’ demek, öncelikle zihnin arka planına birtakım mesajlar göndererek onun serbest bırakılmasını toplumda meşrulaştırma düşüncesinden başka bir şey değil. Bu durum son derece tehlikeli” ifadelerini kullandı.
Anayasa Gündemi Üzerine Değerlendirmeler
Anayasa değişikliği konusuna da değinen Dervişoğlu, “Türkiye’de anayasa değişikliği konuşulmaya başlandığı andan itibaren, anayasa hariç her şey gündeme geliyor. Öncelikle anayasanın değiştirilemez ilk dört maddesi üzerinden tartışmalar yaşandı. Ardından etnik köken üzerinden polemikler başladı. Son olarak, Abdullah Öcalan’ın TBMM’de konuşma tartışması gündeme geldi. Anayasa konuşacağımızı düşünürken, birdenbire bu tartışma başka bir yöne evrildi. Dolayısıyla, asıl meselenin anayasa olmadığı gerçeğiyle yüzleşmiş olduk bu söylemlerle. Türkiye’nin asıl meselesi, gölgelenmek istenen sorunlar. Türkiye, bu sorunları tartışmak yerine yapay gündemlerle meşgul olurken, kendini ağır bir gündemin içinde buldu.” dedi.