Türkiye’de elektrik üretiminde yenilenebilir kaynakların etkisi giderek artıyor ve 2025 yılı, rüzgar ile güneş enerjisi bakımından önemli bir dönüm noktası olarak tarihe geçiyor. Ember’in Türkiye Elektrik Görünümü 2026 raporu ve ek analizler, bu iki kaynağın toplam elektrik üretimindeki payının ilk kez yüzde 22‘ye ulaştığını gösteriyor. Bu gelişmeyle birlikte, Türkiye elektriğinin beşte birini artık rüzgar ve güneşten elde ediyor. Son yıllarda özellikle güneş enerjisinde hızlı bir büyüme gözlemlenirken, rüzgar alanında da rekor kurulumlar gerçekleşmesine rağmen, kömür hâlâ yüzde 34 ile en büyük kaynak olmayı sürdürüyor.
Güneş ve rüzgar enerjisindeki bu yükseliş, 2023’te 4,8 gigavatlık rekor güneş kurulumlarıyla başladı ve sonraki yıllarda da benzer seviyelerde devam etti. Son iki yılda güneşten elektrik üretimi neredeyse iki katına çıkarak toplam üretimdeki payını yüzde 11‘e ulaştırdı. Rüzgar enerjisinde ise 2025, 1,9 gigavatlık yeni kapasiteyle tüm zamanların en yüksek artışını gördü. Toplamda 6,5 gigavatlık rüzgar ve güneş kurulumunun gerçekleştirilmesi bir başka rekor olarak kayda geçti. Ancak Türkiye’nin uzun vadeli hedefleri, her yıl en az 8 gigavat yeni rüzgar ve güneş kapasitesi gerektiriyor ki bu, 2035 vizyonuna ulaşmak için zorunlu.
Güneş ve Rüzgarda Hızlı Büyüme
Bu alanda yaşanan ilerlemeler, Türkiye’yi kendi bölgesinde öne çıkarıyor. Orta Doğu, Kafkasya ve Orta Asya bölgesindeki 16 ülkeden yalnızca Türkiye, elektrik üretiminde rüzgar ve güneşin payını 25 TWh’in üzerine çıkarabilen ülke oldu. Avrupa ile kıyaslandığında ise durum daha dengeli; Türkiye, rüzgarda 15’inci, güneşte 14’üncü ve toplam yenilenebilir enerjide 16’ncı sırada yer alıyor. Toplam yenilenebilir enerji payı yüzde 43‘e ulaşmış olsa da, Avrupa Birliği ortalaması olan yüzde 48‘in gerisinde kalıyor.
Avrupa’nın Gerisinde, Bölgesinde Lider
Kömürün hâkimiyeti devam ederken, 2025’te toplam üretimin yüzde 34’ü kömürden karşılandı ve bunun üçte ikisi ithal kömürle sağlandı. İthal kömür santrallerinin kapasite kullanım oranı yüzde 80‘in üzerinde olsa da, yerli kömürde bu oran yüzde 45 civarında. 2024’te 122 TWh’ye ulaşan kömür üretimi, 2025’te hafif bir düşüşle 121 TWh’ye geriledi, ancak gelecekteki alım garantileri bu trendi değiştirebilir.
Kömür, Türkiye için Büyük Kayıp
Hidroelektrik ise kuraklık nedeniyle zorlu bir dönem geçiriyor. Son 30 yılda, Atatürk, Karakaya ve Keban barajlarındaki üretim yüzde 29 düşüş gösterdi ve kapasite kullanım oranı yüzde 26‘ya indi. Bu kayıp, doğal gaz ithalatını artırarak her yıl ortalama 1,8 milyar dolar ek yük getiriyor.
Kuraklık, Hidroelektriği Vurdu
Enerji dönüşümünde depolama teknolojileriyle liderlik kazanan Türkiye, yeni rüzgar ve güneş santralleri için en az kurulu güçleri kadar batarya kapasitesi zorunluluğu getirdi. Bu sayede 33 gigavatlık batarya proje stoğu oluştu ki bu, Avrupa’daki bazı büyük piyasaların kapasitesinin iki katına denk geliyor.
Batarya Yatırımlarında Avrupa Liderliği
Şebeke yatırımları ise acil bir ihtiyaç haline geldi. Türkiye, 2035’e kadar rüzgar ve güneş gücünü 120 gigavata çıkarmayı hedeflerken, bunun için 28 milyar dolarlık şebeke yatırımı gerekiyor. Coğrafi avantajıyla bir enerji köprüsü olan ülke, enterkonneksiyon kapasitesini artırmayı planlıyor.