İzmir’in deprem tehlikesine karşı hazırlık çalışmaları kapsamında yürütülen Deprem Master Planı, kentteki risklerin bilimsel veriler ışığında ortaya konulmasını hedefliyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından Dokuz Eylül Üniversitesi koordinasyonunda sürdürülen araştırmalarda fay hatlarından zemin özelliklerine, yapı stokundan altyapıya kadar birçok başlık birlikte değerlendiriliyor.
Konak merkez kabul edilerek yaklaşık 100 kilometrelik yarıçap içerisindeki kara ve deniz alanlarını kapsayan çalışmalarda, olası deprem senaryolarının kent üzerindeki etkileri de modelleniyor.
Yaklaşık 40 Fay Bölgesi İnceleniyor
Deprem Master Planı’nın jeoloji ve jeofizik çalışmalarını yürüten Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, İzmir ve çevresinde yaklaşık 40 fay zonunun bulunduğunu belirtiyor.
Sözbilir’in değerlendirmelerine göre, tek bir fayın kırılması durumunda bölgede meydana gelebilecek en büyük depremin 7,2 büyüklüğüne ulaşma ihtimali bulunuyor. Ancak bu değerlendirme belirli bir tarihte deprem yaşanacağı anlamına gelmiyor.
Araştırmaların temel amacı, fayların geçmişteki hareketlerini incelemek ve gelecekte üretebilecekleri olası deprem büyüklüklerini bilimsel verilerle ortaya koymak. Birden fazla fayın aynı anda kırılma ihtimali de araştırma başlıkları arasında yer alıyor.
Dört Fay Öne Çıkıyor
İzmir’in deprem tehlikesi değerlendirilirken Tuzla, Gülbahçe, Seferihisar ve İzmir fayları özellikle dikkat çekiyor. Söz konusu fayların 7,2 büyüklüğüne kadar deprem üretme potansiyeline sahip olabileceği belirtilirken, kent merkezine yakın konumları nedeniyle ayrıca önem taşıdıkları ifade ediliyor.
İzmir Fayı’nın bazı kesimlerinin kent merkezinden geçmesi ise araştırmalarda üzerinde durulan unsurlardan biri olarak öne çıkıyor.
Tuzla Fayı İçin Paleosismolojik Araştırma
Uzmanların yakından takip ettiği faylardan biri de Tuzla Fayı. Paleosismolojik çalışmalarda, fayın yaklaşık 2 bin yıllık aralıklarla büyük depremler üretmiş olabileceğine ilişkin bulgulara ulaşıldığı belirtiliyor.
17 Ağustos 2026 tarihli değerlendirmelerde de Tuzla Fayı gündeme gelirken, İzmir, Tuzla ve Gülbahçe faylarına yönelik ayrıntılı araştırmaların sürdüğü aktarıldı. Deprem üretme potansiyeli yüksek faylar arasında Tuzla Fayı’nın özellikle öne çıktığı ifade edildi.
Her İlçe Aynı Deprem Riskini Taşımıyor
İzmir çevresinde yaklaşık 40 fay zonunun bulunması, kentin tamamının aynı düzeyde deprem tehlikesi altında olduğu anlamına gelmiyor. Depremin oluşturacağı etki; fayın konumu, depremin büyüklüğü ve derinliği, zeminin özellikleri ile yapıların dayanıklılığı gibi farklı unsurlara göre değişiklik gösterebiliyor.
Uzmanlar, Bergama Fayı kaynaklı bir depremde Bergama’nın, Tire Fayı kaynaklı bir depremde ise Tire’nin daha fazla etkilenebileceğine dikkat çekiyor. Ege Denizi veya Sisam çevresindeki olası depremlerin ise körfez çevresindeki bölgelerde farklı sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle ilçelerin risk değerlendirmesinin yalnızca faylara olan mesafeye bakılarak yapılmaması gerektiği vurgulanıyor.
118 Bin Yapının Envanteri Çıkarıldı
Deprem hazırlıklarının önemli başlıklarından birini kentteki yapı stoku oluşturuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Bayraklı, Bornova ve Karşıyaka’da yaklaşık 118 bin yapının envanteri çıkarıldı.
Söz konusu çalışmanın İzmir genelindeki toplam yapı stokunun yaklaşık yüzde 12’sine karşılık geldiği belirtilirken, merkez ilçelerde çalışmaların tamamlanma oranının yaklaşık yüzde 32 seviyesinde olduğu ifade ediliyor.
Deprem Master Planı Proje Koordinatörü Prof. Dr. Özgür Özçelik, çalışmalardaki temel hedeflerden birinin riskli yapıların belirlenmesi ve vatandaşların deprem risklerini azaltabilmesi için yol haritası oluşturulması olduğunu belirtiyor.
2020 Depremi Zemin Faktörünü Gündeme Getirdi
30 Ekim 2020’de meydana gelen deprem, İzmir’de zemin koşullarının deprem etkisi üzerindeki rolünü ortaya koydu. Depremin merkez üssü kent merkezinde olmamasına rağmen özellikle Bayraklı ve Bornova’nın bazı bölgelerinde ağır hasar meydana gelmesi, zemin özelliklerinin önemini bir kez daha gösterdi.
Yeni Deprem Master Planı kapsamında bu nedenle yalnızca fayların konumu değil, zeminin deprem dalgalarını nasıl büyüttüğü ve yapıların bu hareketten nasıl etkileneceği de araştırılıyor.
Prof. Dr. Hasan Sözbilir ve ekibi, son 50 yıllık jeoloji ve jeofizik verilerini bir araya getirerek İzmir’e yönelik kapsamlı bir deprem bilgi bankası oluşturuyor.
Tsunami İhtimali De Araştırılıyor
İzmir’in deprem hazırlıkları karadaki faylarla sınırlı tutulmuyor. Ege Denizi’nde bulunan aktif faylar da araştırılırken, deniz altında meydana gelebilecek depremlerin tsunami oluşturma ihtimali değerlendiriliyor.
30 Ekim 2020 depreminde Seferihisar’ın Sığacık bölgesinde yaşanan tsunami, kent açısından deniz kaynaklı risklerin de planlamalara dahil edilmesi gerektiğini gösterdi.
Deprem Sonrası Ulaşım Senaryoları Hazırlanıyor
Deprem Master Planı kapsamında yapıların dayanıklılığının yanı sıra afet sonrasında kent yaşamının nasıl sürdürüleceği de ele alınıyor. İZMİR-SAFE sistemiyle olası deprem senaryolarında kapanabilecek yollar, zarar görebilecek altyapı noktaları ve itfaiye ile sağlık ekiplerinin kullanabileceği güzergâhlar modelleniyor.
Bu çalışmaların, deprem sonrasında ortaya çıkabilecek ulaşım ve acil müdahale sorunlarının önceden tespit edilmesine katkı sağlaması hedefleniyor.
“Deprem Bizden Hızlı İlerliyor”
Prof. Dr. Hasan Sözbilir’in daha önce yaptığı “Deprem bizden hızlı ilerliyor” uyarısı da İzmir’in hazırlık çalışmalarının hızlandırılması gerektiğine dikkat çekiyor.
Bilimsel araştırmalarla kentteki risklerin ayrıntılı biçimde belirlenmesi, yapı stokunun incelenmesi ve olası afet senaryolarının hazırlanmasıyla İzmir’in 30 ilçesinde deprem risklerinin daha kapsamlı şekilde ortaya konulması amaçlanıyor.