Kıbrıs’ın kuzeyinde üç kişide Batı Nil Virüsü tespit edilmesinin ardından Yakın Doğu Üniversitesi uzmanlarından hastalığın seyri ve korunma yollarına ilişkin değerlendirme geldi. Enfeksiyonların büyük bölümünün herhangi bir belirti göstermeden ya da hafif şikayetlerle atlatıldığını belirten uzmanlar, özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerin sivrisinek ısırıklarına karşı daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Kıbrıs’taki Vakalar Yakından İzleniyor
Sivrisinekler aracılığıyla insanlara ve hayvanlara bulaşabilen Batı Nil Virüsü, Kıbrıs’ın güneyinde bildirilen vakaların ardından kuzeyde de görülmesiyle yeniden gündeme geldi. KKTC Sağlık Bakanlığı, üst solunum yolu enfeksiyonu, boğaz ağrısı, ateş ve halsizlik şikayetleriyle sağlık kuruluşlarına başvuran iki kişinin testlerinin pozitif çıktığını açıkladı.
Hastaneye yatırılan iki kişinin sağlık durumlarının bir önceki güne göre daha iyi olduğu ve hayati tehlikelerinin bulunmadığı bildirildi. Üçüncü pozitif vaka ise herhangi bir şikayeti olmayan bir kişide rutin kan tetkikleri sırasında belirlendi. Pozitiflik tespit edilen kişilerin sağlık durumlarının yakından takip edildiği belirtildi.
Küresel Salgın İzleme Portalı Verileri Takip Ediyor
Yakın Doğu Üniversitesi Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Enstitüsü tarafından geliştirilen Küresel Salgın İzleme Portalı, Batı Nil Virüsü’nün yanı sıra 25 farklı enfeksiyon etkenine ilişkin gelişmeleri dünyanın çeşitli bölgelerinden anlık olarak takip ediyor.
Portal üzerinden vaka sayılarındaki değişimler, hastalıkların coğrafi dağılımı ve epidemiyolojik eğilimler analiz ediliyor. Yakın Doğu Üniversitesi Deneysel Sağlık Bilimleri Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel, Kıbrıs’ın kuzeyinde ve güneyinde bildirilen vakaların yakından takip edildiğini belirtti.
Özverel, mevcut verilerin Ada genelindeki Batı Nil Virüsü aktivitesinin izlenmesi ve sürveyans çalışmalarının güçlendirilmesi gerektiğine işaret ettiğini söyledi. Erken uyarı sistemlerinin amacının toplumda korku oluşturmak değil, doğru zamanda gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak olduğunu vurgulayan Özverel, elde edilen güncel verilerin karar vericilerle paylaşıldığını ifade etti.
Vakaların Büyük Bölümü Belirtisiz Seyrediyor
Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Kaya Süer ise Batı Nil Virüsü enfeksiyonunun çoğunlukla ağır bir tabloya neden olmadığını belirterek toplumun gelişmeleri sakin şekilde değerlendirmesi gerektiğini söyledi.
Süer, vakaların yaklaşık yüzde 80’inin herhangi bir belirti göstermeden enfeksiyonu geçirdiğini belirtti. Belirti ortaya çıkan hastaların önemli bölümünde ise ateş ve halsizlik gibi üst solunum yolu enfeksiyonlarını andıran şikayetlerin görüldüğünü aktaran Süer, genç ve sağlıklı kişilerde ağır hastalık riskinin oldukça düşük olduğunu ifade etti.
65 Yaş Üzerindekiler Daha Dikkatli Olmalı
Batı Nil Virüsü açısından riskin ileri yaş gruplarında arttığına dikkat çeken Prof. Dr. Süer, özellikle 65 yaş üzerindeki bireylerin daha dikkatli olması gerektiğini vurguladı.
Süer, yaklaşık yüzde 1 oranında nörolojik tutulum riski bulunduğunu belirterek, bu durumda enfeksiyonun menenjit veya ensefalit gibi daha ciddi tablolara ilerleyebileceğini söyledi. Bu nedenle risk grubundaki kişilerin belirtiler ortaya çıktığında sağlık kuruluşlarına başvurmasının ve yakın takip edilmesinin önem taşıdığını kaydetti.
İnsandan İnsana Günlük Temasla Bulaşmıyor
Uzmanlar, Batı Nil Virüsü hakkında toplumda oluşabilecek yanlış anlaşılmaların da önüne geçilmesi gerektiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Kaya Süer, hastalığın grip gibi günlük temasla insandan insana yayılan bir enfeksiyon olmadığını belirtti.
Virüsün temel bulaş yolunun enfekte sivrisineklerin insanları ısırması olduğunu ifade eden Süer, bu nedenle özellikle ileri yaştaki kişilerin sivrisineklerden korunmasının önem taşıdığını söyledi. Uzman, gerekli tedbirlerin alınması gerektiğini ancak mevcut tablonun paniğe neden olmaması gerektiğini vurguladı.
Göçmen Kuşlar Virüsün Doğal Döngüsünde Rol Oynuyor
Doç. Dr. Cenk Serhan Özverel, Batı Nil Virüsü’nün doğadaki yaşam döngüsünün temel olarak kuşlar ve sivrisinekler arasında gerçekleştiğini belirtti. Özellikle Culex cinsi sivrisineklerin enfekte kuşlardan kan emerken virüsü alabildiğini, daha sonra insanları veya atları ısırarak enfeksiyonu taşıyabildiğini ifade etti.
Kıbrıs’ın Afrika ile Avrupa arasındaki önemli kuş göç yollarından biri üzerinde bulunduğuna dikkat çeken Özverel, bu nedenle Batı Nil Virüsü gibi vektör kaynaklı enfeksiyonların Ada genelinde düzenli olarak izlenmesinin önem taşıdığını söyledi.
Bununla birlikte kuşların ve sivrisineklerin doğal ekosistemin parçası olmasının tek başına olağanüstü bir risk anlamına gelmediğini belirten Özverel, sivrisinek popülasyonlarının izlenmesi, üreme alanlarının kontrol edilmesi ve insan ile hayvan vakalarına ilişkin sürveyansın birlikte yürütülmesi gerektiğini kaydetti.
Sivrisinek Isırıklarına Karşı Basit Önlemler
Batı Nil Virüsü’nden korunmada temel yaklaşım sivrisinek ısırıklarını önlemek. Ev ve bahçelerde su birikmesine yol açabilecek kapların düzenli olarak boşaltılması, kullanılmayan su kaplarının kapalı tutulması ve durgun su alanlarının azaltılması sivrisineklerin üreme imkanlarını sınırlandırıyor.
Kapı ve pencerelerde sineklik kullanılması, sivrisineklerin yoğun olduğu zamanlarda vücudu mümkün olduğunca örten kıyafetlerin tercih edilmesi ve uygun sivrisinek kovucuların kullanılması da bireysel korunmaya katkı sağlıyor.
Uzmanlar, bu tedbirlerin herkes açısından önemli olduğunu belirtirken, ağır hastalık riski daha yüksek olan 65 yaş ve üzerindeki kişilerin korunma önlemlerine özellikle dikkat etmesi gerektiğini vurguluyor.