Japonya’da yaklaşık 99 bin yetişkinin ortalama 14 yıl boyunca takip edildiği geniş kapsamlı bir araştırma, gecede 4 saat veya daha az uyuyan kişilerde tüm nedenlere bağlı ölüm riskinin 7 saat uyuyanlara kıyasla yaklaşık yüzde 30 daha yüksek olduğunu ortaya koydu. Kadınlarda ise kalp-damar hastalıklarına bağlı ölüm riskinin iki katın üzerine çıkabildiği belirtildi.
Dünya genelinde 1 milyondan fazla kişinin verilerinin değerlendirildiği meta-analizlerde de 4-5 saatin altında uyumanın erken ölüm riskini belirgin biçimde artırdığına dikkat çekiliyor.
Kronik Uykusuzluk Beyin Ve Kalbi Etkiliyor
Moodist Psikiyatri ve Nöroloji Hastanesi Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Hakan Levent Gül, uzun süre devam eden yetersiz uykunun beyin, kalp ve metabolizma üzerinde ciddi sağlık sorunlarına zemin hazırlayabileceğini belirtti.
Kronik uyku yoksunluğunun yüksek tansiyon, tip 2 diyabet, karın bölgesinde aşırı yağlanma, yüksek kolesterol ve kalp hastalıklarıyla ilişkili olduğunu ifade eden Gül, bazı araştırmaların yaşam boyunca düzenli şekilde 6 saatten az uyumanın bunama riskini yüzde 400 artırabileceğine işaret ettiğini aktardı.
Uyurken Beyin Çalışmaya Devam Ediyor
Toplumda yaygın olan “Beyin uyurken dinlenir” düşüncesinin aksine, uyku sırasında beynin yoğun bir çalışma sürecinden geçtiğini belirten Prof. Dr. Gül, gün içerisinde öğrenilen bilgilerin hafızaya yerleştirildiğini, gereksiz bilgilerin ayıklandığını ve sinir hücreleri arasındaki bağlantıların yeniden düzenlendiğini söyledi.
Derin uyku sırasında devreye giren beynin temizleme sisteminin metabolik atıkların uzaklaştırılmasında rol oynadığını belirten Gül, uzun süreli ve kalitesiz uykunun Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklarla ilişkili biyolojik süreçleri hızlandırabileceğine yönelik bilimsel kanıtların arttığını ifade etti.
Uyku Süresi Kadar Kalitesi De Önemli
Uykunun farklı evrelerden oluştuğunu belirten Gül, özellikle derin uyku olarak bilinen N3 evresinin beynin fiziksel onarımı, enerji dengesinin düzenlenmesi ve hücresel temizlik açısından önem taşıdığını söyledi.
REM uykusunun ise öğrenilen bilgilerin işlenmesi, hafızanın güçlendirilmesi ve duyguların düzenlenmesinde rol oynadığını belirten Gül, bu nedenle yalnızca toplam uyku süresine değil, uykunun kesintisiz ve kaliteli olup olmadığına da dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.
Gül, 8 saat boyunca sık sık bölünen bir uykunun, 6,5-7 saatlik kaliteli ve kesintisiz bir uykudan daha az dinlendirici olabileceğini belirtti.
“Bana 4 Saat Yetiyor” Diyenler Dikkat
Psikiyatri Uzmanı Dr. Özge Yükselay ise toplumda sık kullanılan “Ben 4 saat uyuyorum, bana yetiyor” ifadesinin çoğu kişi için geçerli olmadığını söyledi.
İnsanların yüzde 1’inden daha azının gerçekten doğal olarak az uyuyan kişiler olduğunu belirten Yükselay, kronik uyku eksikliği yaşayan insanların zamanla performanslarındaki düşüşü fark etmeyebildiğini ve yetersiz uykuyu normal kabul edebildiğini ifade etti.
Yıllarca gecede 4 saat veya daha az uyuyan kişiler üzerinde yapılan araştırmalarda ölüm riskinin ve kronik hastalık görülme ihtimalinin daha yüksek bulunduğunu belirten Yükselay, asıl sorunun yalnızca ertesi gün yaşanan uyku hali olmadığını, yıllar içerisinde vücutta biriken biyolojik yük olduğunu vurguladı.
Kronik uykusuzluğun ağrı eşiğinin düşmesine, iştahın artmasına, risk alma eğiliminin yükselmesine ve bağışıklık yanıtının zayıflamasına da yol açabileceği belirtildi.
Çok Azı Da Çok Fazlası Da Riskli
Araştırmalar, uyku süresi ile sağlık riskleri arasında U şeklinde bir ilişki bulunduğuna işaret ediyor. Buna göre özellikle 4 saat ve altında uyumak kadar, 10 saat ve üzerindeki uzun uyku süreleri de daha yüksek sağlık riskleriyle ilişkilendiriliyor.
Çoğu yetişkin için en düşük sağlık riskinin yaklaşık 7 saatlik düzenli gece uykusunda görüldüğü belirtiliyor.
Hafta Sonu Uyuyarak Uyku Borcu Kapanmıyor
Prof. Dr. Gül, hafta içerisinde yetersiz uyuyup hafta sonlarında uzun süre uyumanın kronik uyku eksikliğinin etkilerini tamamen ortadan kaldırmadığını belirtti.
Uyku borcunun tek seferde kapatılabilecek bir borç gibi değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Gül, beynin ihtiyaç duyduğu şeyin yalnızca telafi uykusu değil, her gün benzer saatlerde alınan kaliteli ve kesintisiz uyku olduğunu ifade etti.
Uzun Süren Uykusuzluk Halüsinasyona Yol Açabilir
Dr. Özge Yükselay, kronik uyku eksikliğinin zihinsel süreçleri de ciddi şekilde etkileyebileceğini belirtti. Uzun süreli uykusuzluğun hafıza ve bilişsel becerilerde bozulmaya yol açabileceğini söyleyen Yükselay, REM uykusunun baskılanması durumunda rüya benzeri deneyimlerin uyanıklık sırasında ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Uykusuzluğun ağırlaşmasıyla duygusal tepkilerde bozulma, duygu durum değişiklikleri, kaygı ve depresyonun yanı sıra bazı durumlarda psikotik belirtilerin de görülebileceği belirtildi.
Sağlıklı Yetişkinler İçin 7-9 Saat Uyku Öneriliyor
Prof. Dr. Gül, uyku ihtiyacının kişiden kişiye değişebildiğini belirterek bunu “ayakkabı numarası”na benzetti. Bilimsel yayınların genel yaklaşımına göre sağlıklı yetişkinler için günlük 7-9 saatlik uykunun uygun kabul edildiğini aktaran Gül, sürenin yanında düzenlilik ve kalitenin de büyük önem taşıdığını söyledi.
Sabah dinlenmiş uyanmak, gün içerisinde sürekli uyuma ihtiyacı hissetmemek ve düzenli bir uyku programına sahip olmak sağlıklı uykunun temel göstergeleri arasında yer alıyor.
Gül, bazı insanların 8 saat uyumadan da günlük yaşamlarını sürdürebildiğini ancak 6 saatin altındaki uykunun uzun vadede sağlık açısından risk oluşturabileceğini belirterek, modern yaşamda az uyumanın başarı göstergesi gibi görülmesinin ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.