ABD Merkez Bankası’nda (Fed) faiz politikasına ilişkin görüş ayrılıkları, temmuz ayı toplantısının ardından daha görünür hale geldi. New York Fed Başkanı John Williams, enflasyonun önümüzdeki aylarda kademeli olarak gerilemesini beklediklerini ancak bu beklentinin gerçekleşmemesi durumunda daha sıkı para politikasının yeniden gündeme gelebileceğini söyledi.
Williams’ın açıklamaları, Fed’in politika faizini sabit tuttuğu son toplantıda üç üyenin faiz artırımı yönünde oy kullanmasının ardından geldi. Enflasyonun hedef seviyenin üzerinde kalmayı sürdürmesi, piyasalarda yıl sonuna kadar yeni bir faiz artışı ihtimalinin yeniden fiyatlanmasına neden oldu.
Enflasyonda Kalıcı Düşüş İçin 2028 Beklentisi
John Williams, temel senaryolarında ABD’de enflasyonun yılın ikinci yarısından itibaren düşüş eğilimine gireceğini, 2027 boyunca bu sürecin devam edeceğini ifade etti.
Fed’in yüzde 2’lik enflasyon hedefine kalıcı biçimde ulaşmasının ise 2028 yılına kadar sürebileceğini belirten Williams, önümüzdeki aylarda açıklanacak çekirdek enflasyon verilerinin kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
Williams’a göre yalnızca geçici yavaşlama değil, fiyat artışlarının hedefe doğru istikrarlı bir patikaya girdiğini gösteren veriler para politikası açısından belirleyici olacak.
Konut Ve Hizmet Fiyatları Yakından İzleniyor
New York Fed Başkanı, konut maliyetlerindeki artış hızının yavaşlamasının ve mal fiyatlarında normalleşmenin dezenflasyon sürecini desteklemesini beklediklerini söyledi.
Bunun yanında konut dışı hizmet enflasyonunda da zaman içinde yavaşlama yaşanmasının temel senaryonun önemli parçalarından biri olduğunu belirtti.
Faiz Artırımı İhtimali Masadan Kalkmadı
Williams, mevcut faiz seviyesinin enflasyonu kontrol altına almak için uygun olduğunu savunsa da fiyat baskılarının beklenen hızda gerilememesi halinde para politikasının yeniden sıkılaştırılabileceğini ifade etti.
Ancak bunun yakın dönemde kesin bir faiz artışı anlamına gelmediğini vurgulayan Williams, kararların iş gücü piyasası, ekonomik büyüme, ücret artışları, çekirdek enflasyon ve finansal koşullar birlikte değerlendirilerek alınacağını dile getirdi.
Fed’in önündeki en önemli sorunun mevcut faiz seviyelerinin ekonomiyi yeterince yavaşlatıp yavaşlatmadığı olduğunu belirten Williams, enflasyonda beklenen düşüş gerçekleşmezse faizlerin daha uzun süre yüksek tutulabileceğini veya yeniden artırılabileceğini söyledi.
Üç Karşı Oy Dikkat Çekti
Fed, 29 Temmuz’daki toplantısında politika faizini yüzde 3,50-3,75 aralığında sabit tutarken karar 9’a karşı 3 oyla alındı.
Williams, faizin sabit bırakılmasını güçlü şekilde desteklediğini belirterek ABD ekonomisinin aşırı ısınmadığını, iş gücü piyasasının yaklaşık bir yıldır dengeli seyrettiğini ve büyümenin uzun vadeli eğilimine yakın ilerlediğini ifade etti.
Faiz artışı yönünde oy kullanan üyeler ise enflasyonun beş yılı aşkın süredir yüzde 2 hedefinin üzerinde bulunmasına dikkat çekerek fiyat baskılarının kendiliğinden ortadan kalkmayabileceğini savundu.
Komitedeki üç karşı oy, Fed içinde para politikasının geleceğine ilişkin görüş ayrılıklarının güçlendiğini ortaya koydu.
Çekirdek PCE Verileri Belirleyici Olacak
Fed’in en yakından takip ettiği enflasyon göstergesi olan kişisel tüketim harcamaları (PCE) fiyat endeksi haziran ayında yıllık bazda yüzde 3,7 artış gösterdi.
Gıda ve enerji hariç çekirdek PCE enflasyonu ise yüzde 3,3 olarak gerçekleşti. Aylık bazda manşet endeks yüzde 0,1 gerilerken çekirdek endeks yüzde 0,1 yükseldi.
Williams, yıllık enflasyon oranlarının hâlâ hedef seviyenin belirgin şekilde üzerinde bulunduğunu ve Fed açısından kısa vadeli yavaşlamaların tek başına yeterli görülmediğini ifade etti.
Tarifeler Ve Enerji Fiyatları Yakından Takip Ediliyor
Williams, enflasyondaki yüksek seviyelerin önemli bölümünün tarifeler, enerji maliyetleri ve jeopolitik gelişmeler gibi geçici unsurlardan kaynaklandığını değerlendirdi.
Mevcut tarifelerin fiyatlar üzerindeki etkisinin büyük ölçüde ekonomiye yansıdığını belirten Williams, yeni kapsamlı gümrük vergileri uygulanmadığı sürece bu etkinin azalacağını öngördü.
Buna karşın enerji piyasasında belirsizliğin sürdüğünü ifade eden Williams, Orta Doğu’da yaşanabilecek yeni gelişmelerin petrol ve emtia fiyatlarını yeniden yükseltebileceği uyarısında bulundu.
Enerji maliyetlerinin uzun süre yüksek kalmasının ulaşım, üretim ve hizmet sektörleri üzerinden tüketici fiyatlarına yansıyarak Fed’in faiz artışı tartışmalarını hızlandırabileceğini söyledi.
Piyasa Beklentileri Kararları Belirlemeyecek
ABD tahvil faizlerindeki yükseliş ve vadeli piyasalarda yıl sonuna kadar faiz artışı beklentilerinin güçlenmesi finansal koşulları sıkılaştırmaya devam ediyor.
Williams ise Fed’in kararlarını piyasa beklentilerine göre şekillendirmeyeceğini belirterek her toplantıda yalnızca ekonomik verilerin değerlendirileceğini vurguladı.
Yeni Fed yönetiminin ileriye dönük faiz yönlendirmelerini azaltmasının toplantılar öncesindeki belirsizliği artırdığını ifade eden Williams, mevcut koşullarda kesin yönlendirme yapmamanın daha doğru bir yaklaşım olduğunu söyledi.
Yapay Zekâ Yatırımları Enflasyonun Ana Nedeni Değil
John Williams, yapay zekâ yatırımlarının veri merkezleri, enerji altyapısı ve teknoloji ekipmanlarında talebi artırdığını kabul etmekle birlikte, bu alanın mevcut enflasyonun temel nedeni olmadığını belirtti.
Teknoloji sektöründeki yüksek değerlemelerin ve fiyat hareketlerinin yenilikçi sektörlerde olağan görülebileceğini ifade eden Williams, şirketlerin güçlü bilanço yapılarının finansal istikrar açısından önemli bir güvence oluşturduğunu dile getirdi.
Fed’in önümüzdeki dönemde en yakından izleyeceği göstergeler arasında çekirdek PCE enflasyonu, enerji fiyatları, iş gücü piyasası verileri ve uzun vadeli tahvil faizleri yer alıyor. Yetkililer, enflasyonda beklenen düşüşün gerçekleşmemesi halinde faiz artırımı seçeneğinin yeniden daha güçlü biçimde gündeme gelebileceğine işaret ediyor.